İÇİNDE BULUNDUĞUNUNUZ ANI YAŞAMAYI ÖĞRENİN

“Geçmişi düşünmeden, anı değerlendiren, geleceği de kazanır.”
(Rehber Varlık)
Kafamızın sağlam olması büyük ölçüde, içinde bulunduğumuz anı ne kadar yaşayabildiğimize bağlıdır. Bir gün veya bir yıl önce neler olduğu, ya da, ertesi gün neler olabileceğinin önemi yoktur. Sizin var olduğunuz yer, içinde bulunduğunuz andır. Bu her zaman böyledir.
Ne var ki, çoğumuz birçok şeyi aynı anda dert etme sanatında ustalaşmışızdır. Geçmişteki sorunlarımız ve geleceğe yönelik endişelerimiz yaşadığımız ana hükmettikçe, biz de kaygılarla ve ümitsizlikle dolu bir bunalıma gireriz. Bu durumdayken hayattan zevk almayı, önceliklerimizi ve mutluluğumuzu ileri bir tarihe erteleyerek, gelecekte “bir günün” bugünden daha iyi olacağına inanmaya çalışırız. Ne yazık ki, şimdi bize geleceğe bakmamızı söyleyen zihniyet, bunu hep tekrarlar ve o “bir gün” bir türlü gelmez. Yaşam biz başka planlar yapmakla meşgulken, çocuklarımız büyür, sevdiğimiz insanlar bizden uzağa taşınırlar, kimi ölür, bedenimiz giderek biçim değiştirir; bu arada hayallerimiz uçup gidiyordur. Kısacası, hayatı ıskalıyoruzdur.
Çoğu insan hayatını, sanki gelecekte kullanacağı bir elbisenin provasıymış gibi yaşar. Oysa, hiç öyle değildir. Kimsenin yarın burada olacağına güvencesi yoktur. Sahip olduğumuz ve kontrol edebildiğimiz tek zaman, içinde bulunduğumuz andır. Aklımızı yaşadağımız ana verebilirsek, içimizden korkuyu atabiliriz. Bu korku gelecekte olabileceğinden kaygı duyduğumuz olaylardır… İleride parasız kalabiliriz, çocuklarımızın başı derde girer, yaşlanacak ve öleceğiz, diye duyduğumuz endişelerdir.
Korkuyla savaşmak için en iyi yol, dikkatinizi tekrar şimdiki zamana döndürmektir. Bundan böyle dikkatinizi bulunduğunuz yere ve o ana vermeye çalışın. Gayretinizin karşılığını fazlasıyla alacaksınız.
Kaynak: Ufak Şeyleri Dert etmeyin
Dr. Richard Carlson
Alkım Yayınları, İstanbul, 2006
KENDİNİ OKUMAK

“Kendini tanı” diyen Sokrates, yüzyıllar öncesinden evrensel bir öğütle sesleniyor günümüze ve hayatın anlamına ulaşmanın sırrını veriyor. Kendi içine yönelmeyen, kendini keşfetmeyen insan hayatını anlamlandıramaz. Kendini okumaya gayret eden bir birey, önce kendi varlığına ve daha sonra kendinden hareketle hayata bir anlam bulma yolunda ilerler.
Kendini okumak, keşfetmek nedir? Kendi iç kaynaklarımızın; yani yeteneklerimizin, becerilerimizin, hislerimizin, duygularımızın, inançlarımızın, düşüncelerimizin zayıf ve güçlü yönlerimizin farkına varmaktır.
Budizm’deki “içine bak!” , İslam’daki “Nefsini bilen Rabbini bilir”, bilgelerin ise “kendini bil!.” Çağrıları kendi içsel kaynaklarımızın farkındalığını hatırlatır.
İnsan doğru değerlere meyilli olarak yaratılmıştır: İnsanın potansiyelini keşfedip ortaya koyması, bu değerlerin yaşamında olmasıyla mümkündür. Bu değerler nelerdir? Sevgi, saygı, paylaşma, dayanışma, hoşgörü, empati, cesaret, içtenlik, iyi niyet, çalışkanlık, vefakarlık, diğerkâmlık… Bu değerlerle donatılmış insan, bazen yanlış değerlerin cazibesine de kapılabilmektedir. Kendini tanımaktan uzaklaşan ve yanlış arkadaşlıkların, geçici heveslerin rüzgarına tutulan insan, farkında olmadan kalbinde yanlış değerleri besler. Yaşamını anlamsızca tüketir.
Hayatının her karesini anlamlandıran ve kendini okuyan bir insan, nitelikli bir yaşamın penceresini aralar. İşte böyle bir insanın yaşam zenginliğini düşünün!. Duygularını kontrol edebilen, kendini yönetebilen, içsel kaynaklarını yerinde kullanan bir birey olmanın hazzı…
Kısaca insan hayatının güzelleşmesi de çirkinleşmesi de insanın elinde. Yanlış değerleri doğru olarak kabul edip ısrarla uygulayan bir insan, gerçekte yaşamını çirkinleştirmiştir.
Silkinin!.. Doğru değerlerle mükemmel donatılmış bir varlık olduğunuzu unutmayın!. Çok özelsiniz. Çünkü sizin bir benzeriniz yok. O zaman başkası değil, kendiniz olun. Hayatınızın anlamını ve amacını keşfedin. Doğru değerlerin ısrarlı uygulayıcısı olarak hayata gülümseyelim. İyi insanlarla dost olup doğru değerleri yanımıza alalım. Kendimizi okumayı ve keşfetmeyi yaşam düstürü yapalım.
Yunus’un çağrısına kulak verelim: “İlim ilim bilmektir. İlim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.”
Ferit Delen
“Genç gelişim”dergisinden alıntıdır.
BİLGE KİŞİ

Bilge kişi su gibidir,
su ki, beslerken dört bir yönü,
yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu.
Kibirsizce akar, seçmeden sağı solu,
bu yüzdendir ki, Yol’a uyumludur yolu.
İşte bilge kişi benzer şekilde,
yaşar, doğayla iç içe…
Düşüncesinde derin,
verirken tarafsız engin.
Konuşurken doğru,
ve yönetirken dürüst.
Gündelikte yeterli,
ve edimlerinde tutarlı.
Yeteneğince üretici,
fırsatlar kadar girişimci.
Ne kimseye üstün olma çabasında,
ne de kimse ona üstün.
Lao-Tse
“Tao Te Ching” (Yol ve erdem) adlı kitabından
-
Yeni
-
Bağlantılar