BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

YOGA VE ÇİN TIBBI

Yoganın kökeni 5000 yıl öncesine kadar gitmektedir. M.Ö.3’üncü yüzyılda yaşamış olan Patanjali, Hindistanda, eski çağlardan beri nesilden nesile aktarılan yoga felsefesini toplayarak düzenlemiştir. Patanjali, Yoga Sutra’larında yoganın birçok yönüne, ruhsal disiplinine ve meditasyon tekniklerine açıklık getirmiş ve bu teknikleri uygulayan insanın sağlık içinde olacağını, Tanrı’yla birliğe ve mutluluğa ulaşacağını söylemiştir.

                           

Budizm’in Çin’de yayılmasıyla birlikte Çinliler, Hint kaynaklı bu “özel bilgi”lerden oldukça etkilenerek, bunları kendi yerel yöntemleri olan T’ai Chi, Chi Gong, ile harmanlamışlardır. Dolayısıyla bütün bu terapiler ortak bir noktada birleşirler. Hedefleri ruh, zihin ve beden arasındaki dengeyi sağlayarak sağlıklı bir insan yaratmaktır. Bunun için enerjinin chakra’larda, bunlara bağlı organlarda ve kanda doğal olarak akması gerekmektedir. Dolayısıyla buna yönelik çalışmalar yapılır. Tabii bu sistemler arasında bazı farklılıklar da yok değildir.

 

Çinde ortaya çıkmış bir başka terapi de Akupunktur’dur. Akupunktur, vücutta hastalanmış olan organları ve chakra’lardaki belli başlı tıkanmaları açarak enerjinin normal akışını sağlamak için bir iyileştirici çalışma yapar. Yoga ise, bu hastalıkların ve tıkanmaların önceden oluşmasını önlemeye yönelik bir çalışma yapar. Belirli yoga duruşları (asanalar) ile chakra’lar açık tutularak Prana’nın (Chi) enerjisinin akışına izin verilir.

 

Yoga’da dalak chakra’sı (2.nci chakra) böbrekle ilintilidir. Bu chakra böbrek üstü bezlerini kontrol eder. Belirli yoga duruşları bu bölge üzerinde etkilidir. Çin tıbbında ise böbrekler, yin ve yang’ın kökenidir. Örneğin arkaya doğru gerinmeler, vücutta yang enerjisini harekete geçirip bedene sıcaklık ve enerji verirken, öne doğru eğilişler yin enerjisini harekete geçirerek bedende ve zihinde bir rahatlık sağlar. Dolayısıyla, kendinizi yorgun hissettiğinizde arkaya doğru gerinmelerle enerji kazanabilir, uykusuzluk çektiğinizde ise öne doğru eğilmelerle  gevşeme sağlayabilirsiniz. Bunun gibi  Yoga ve Çin tıbbı arasında daha birçok  ortak nokta sayabiliriz.

 

Günümüz dünyasındaki hızlı yaşam tarzının, yanlış beslenme alışkanlıklarının, ve çevre kirliliğinin, insandaki bir sürü rahatsızlığın sebebi olduğunu biliyoruz. Fakat sağlığımızı korumak ve enerjimizi dengede tutmak için ne yapıyoruz? Gereken önlemi alıyor muyuz?

 

Erol Yurderi

 

Reklamlar

11/04/2008 Posted by | -Yoga ve Çin tıbbı, YOGA | , , , | Yorum bırakın

YOGA, MEDİTASYON VE OLUMLU DÜŞÜNMEK, ALZHEİMER RİSKİNİ AZALTIR

alzheimer.jpg

Alzheimer hastalığı çoğu kez yavaş yavaş ortaya çıkan unutkanlıklarla başlar. Zaman içinde başka zihinsel ve davranışsal bozukluklar da buna eklenir ve hasta sonuçta gündelik işlerini bile yapamaz hale gelir. Kendinizde veya yakınınızda bu durumu farkettiğiniz zaman en kısa zamanda bir nörologa veya bir psikiyatriste başvurmanız gerekir. Uzmanlar için Alzheimer hastalığının tanısını koymak zor değildir.

Alzheimer’dan korunmak mümkün mü?

Son yıllarda yapılan bazı çalışmalar bize Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltıcı bazı bulgular sunmuştur. Bunlar;

– Doymuş yağlardan kaçınmak,

– Eğer varsa yüksek tansiyon ve kolesterolün tedavisini sağlamak,

– Fiziksel aktivite içinde olmak,

– Doğru beslenmek,

– Zihinsel aktiviteyi ihmal etmemek (Beyni çalıştırmak.)

– Stresten uzak durmak (Depresyona girmemek)

Sizlere bu yazıda Meditasyon ve Yoga’nın kişiyi bedensel ve zihinsel olarak aktif tuttuğunu, dolayısıyla Alzheimer riskini azaltıcı rol oynayabileceğinden bahsetmek istiyorum.

ABD de yapılan bir araştırma, “meditasyon’un, beyin yaşlanmasını yavaşlattığını ve konsantrasyonu arttırdığını” ortaya çıkartmıştır.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Doktor Sara Lazar tarafından yapılan ve yıllık Amerikan Nöroloji Konferansı’nda sunulan bu araştırmada, her gün 20 ila 60 dakika meditasyon yapan 20 kişi ile hiç meditasyon yapmayan 15 kişinin beyinlerini, manyetik rezonans (MR) ile karşılaştırdığını anlatan Amerikalı doktor, beyinde dikkati ve duyguları yöneten bölgelerin, meditasyon yapanlarda, yapmayanlara oranla daha gelişmiş olduğunu söylüyor. Lazar, “Araştırmamızın sonuçları; meditasyon, yoga ve diğer zihinsel egzersizlerin, yetişkinlerde bilişsel yetileri, duyguları ve kendini iyi hissetmeyi sağlayan korteksin bazı bölgelerini çalıştırabildiğini ortaya koydu” diyor .

Beyin Ömrü (Brian Longevity) isimli Kitabın yazarı ve Amerikan Alzheimer Önleme Vakfı (Alzheimer’s Prevention Foundation) Başkanı Dharma Singh Khalsa ise; doğru ve dengeli beslenerek, stresi hayatımızdan uzaklaştırarak ve zihnimizi daima aktif tutarak, beyin kimyasallarımızı düzenleyebileceğimizi belirtiyor. Uzmanlar bu kapsamda çeşitli önerilerde bulunuyor. Bunlardan biri de Yoga ve Meditasyon’dur.

Kronik stres, beyinde sorun yaratan bir numaralı zanlıdır. Bu konuda McGill Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sonia Lupien şunları söylüyor: “Kortizol adı verilen stres hormonunun üst sınırlarda seyretmesi, zaman içinde beynin bellek merkezi hipokamp’ın büzülmesine yol açabiliyor.” Dharma Singh Khalsa da böylelikle kısa dönemli hafıza sistemi bozularak beyin hücrelerinin yaşlanma sürecinin hızlandığına dikkat çekiyor. Uzmanlar bu sorunun çözüm anahtarının gevşemeyi (rahatlamayı) öğrenmek olduğunu ifade ediyor. Khalsa’nın araştırması, günden güne stresi azaltarak belleğin geliştirileceğini ortaya koyuyor. Bu şekilde moraliniz yükseliyor.

yoga2.gif

Uzmanlar, stresle mücadele için, güne başlarken 15 – 20 dakika yoga, meditasyon ve derin nefes alıp verme tekniklerini öneriyorlar. Her gün hasta bakarken yoğun stres yaşayan, bakım veren kişilerin morallerinin yükselmesi için yoga iyi bir alternatif oluşturabiliyor.

Ruh ve beden sağlığı arasındaki ilişkinin son zamanlarda iyice gün ışığına çıktığını kaydeden uzmanlar, insan psikolojisindeki bozuklukların beden sağlığını da olumsuz yönde etkilediğini belirtiyor. Özellikle kalp, şeker, Sara, Parkinson, Osteoporoz ve Alzheimer hastaları üzerinde yapılan araştırmalar, bu türden hastalıkların etkenleri arasında depresyonun da önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koydu. Depresyonun, beyin hücreleri arasındaki kimyasal ve elektiksel aktiviteler arasındaki genel bozukluklardan kaynaklandığı biliniyor.

Depresyona girmemek ve stresle mücadelede en etkin doğal terapi yollarından biri de, Yoga’nın bir türü olan “Hatha Yoga” dır. Batı dünyasının en çok bildiği tür olan Hatha Yoga’nın temel özelliği, beden yoluyla zihni etkilemektir. Hatha Yoga üç ana bölümden oluşur. Bunlar Asanalar (Duruşlar) hareketler, Pranayama (Nefes egzersizleri) ve Savasana (Gevşeme egzersizidir). Duruş, nefes alıp verme ve yoğunlaşma (konsantrasyon) üzerine kurulmuş olan Hatha Yoga öğretisi, bedenle zihnin birlikteliğini, bütünselliğini içerir. Hatha Yoga’nın hareketleri dikkatli ve bilinçli bir biçimde uygulandığı zaman, insana pek çok yarar sağlar. Omurga ve eklemler esnek kalır. Özellikle romatizma, kireçlenme, sindirim bozuklukları, damar sertliği, dolaşım bozuklukları gibi çağdaş hastalıklar önlenir. Doğru ve düzenli alıp verilen nefesler bizi nefes darlığından, astımdan korur. Kan dolaşımı normale döner. Ayrıca beyin ve sinir sistemi olumlu olarak etkilenir. Gevşeme egzersizi ise, uykusuzluğun, sinirsel rahatsızlığın, yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesinde çok yardımcı bir metoddur.

Gevşemiş, dinginliğine kavuşmuş bir beden ve zihin, gerginliklerle, sıkıntılarla kolay başa çıkabilecektir. Batı dünyasında yapılan birçok tıp araştırmaları, yoga egzersizlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini doğrulamıştır.

Sağlığı yaratmada olumlu düşüncenin önemi

Günümüzde sağlığı yaratmada olumlu düşüncenin önemi üzerinde sıkça durulmaya başlanmıştır. Her geçen gün bu konuda ya yeni bir kitap yada makale yayınlanmaktadır. Düşünce dediğimiz bu güç nasıl oluyor da sağlığımızı bozuyor veya yaratıyor?

Yazdığı kitaplarla ve verdiği konferanslarla dünyada tamamlayıcı tıp alanında çığır açan Dr. Deepak Chopra ise, “Sağlığı Yaratma” adlı kitabında bu konuda şöyle diyor. “Araştırmalara göre mutlu insanlar daha sağlıklıdırlar. Öyle görünüyor ki, olumlu düşünceler taşımak demek olan mutluluk, beyinde biyokimyasal değişiklikler yapmakta ve bu değişiklikler de vücut fizyolojisi üzerinde son derece yararlı etkiler göstermektedir. Öte yandan, üzücü ya da bunaltıcı düşünceler de beyin kimyasında değişiklikler yapmakta ama bu değişikliklerin fizyoloji üzerinde zararlı etkileri olmaktadır.

Düşünceler, mesaj-göndericiler denilen beyin kimyasalları aracılığıyla çalışırlar. Beyin dokusunda bunların en azından otuz türü olduğu saptanmıştır. İnsanın içinde bulunduğu ruh durumuna göre bu mesaj-göndericilerin birbirlerine göre oranları değişir. Düşünceler bilincimizin denetimi altında olduğuna göre, istediğimiz düşünceyi bilinçli olarak seçebiliriz, düşüncelerimizi kontrol edebiliriz. Aynı zamanda düşünmek, beyin kimyasını çalıştırmak demektir.

Daha belirgin birkaç örnek verelim. Önce olumsuz düşünceleri ele alalım. Kızgınlık, düşmanca düşünceler insanda hemen kalp atışlarını hızlandırır, kan basıncını arttırır ve yüzü kızartır. Kaygılı düşünceler de aynı şeyleri yapar ve bunların yanısıra el titremesi, soğuk ter ve mide düğümlenmesi de görülür. Görülüyor ki, değişik düşünceler kendilerini fiziksel olarak ortaya koyabilmek için gerekli olan kimyasal değişiklikleri beyinde yaratırlar. Düşünce bozuklukları ve beyin kimyası bozuklukları arasında bir ilişki vardır.

Aynı şekilde, mutluluk, sevgi, barış, huzur, şefkat, dostluk, iyilik, cömertlik, yakınlık, içtenlik düşünceleri de merkezi sinir sisteminde mesaj taşıyıcılar ve hormonların akması yoluyla fizyolojide kendilerine karşılık olacak bir durum yaratırlar.

Kızgınlık, sevgisizlik, düşmanlık, gücenme, çelişki ve hüzün gibi duygular vücudun bağışıklık sistemini zayıf düşürür. Bunun tersi olan olumlu duygular ise vücudun direncini arttırır.

Eğer sağlıklı olmak istiyorsak, olumsuz duygu ve düşüncelerimizi, olumlu duygu ve düşüncelere çevirmeliyiz. Onun için düşünce ve duygularımızı her zaman kontrol etmeyi öğrenmeliyiz.

Erol Yurderi

(Bu makale, “Alzheimer Haber” dergisi, İlkbahar 2007 sayısında yayınlanmıştır.

 

30/06/2007 Posted by | - Yoga ve Meditasyon Alzheimer riskini azaltır, YOGA | Yorum bırakın

YOGA NEDİR?

yoga_resim.jpg

Sağlıklı mısınız? Ruh, zihin ve beden dengeniz yerinde mi? Cevap evet ise, mutlu olmanız gerekir. Fakat, kaç kişi, bu sorulara sınırlamaksızın, gerçekten evet cevabını verebilir? İnsanın, günümüzde doğadan uzaklaşıp kendini kente hapsettiğini hepimiz biliyoruz. Ayrıca içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartlar onu giderek artan bedensel ve zihinsel gerginliklerle de karşı karşıya bırakır. Bu gerginlikler bir müddet sonra insanın, ruhsal, zihinsel ve bedensel faaliyetlerini de etkilemeye başlar. Bunun sonucu kişide zihinsel bulanıklık, sinirlilik, psikosomatik rahatsızlıklar, bedensel çöküntüler, başarısızlık, güvensizlik, çevre ile uyumsuzluk ve daha birçok durumlar ortaya çıkar. Zamanla insan yaşama sevincini kaybeder ve mutsuz bir kişi olur. Stresin yarattığı bu durumdan kurtulmak ve rahatlamak için alkole, sigaraya, uyuşturucu maddelere ve uyku ilaçlarına başvurur. Onların vereceği geçici rahatlıkla avunmaya çalışır. Bu yanlış davranış kişiyi daha da çok yıpratır.

Peki insan, sinir sistemini bu gerginliklerden nasıl temizleyecektir? Kaybettiği sağlığını ve mutluluğunu nasıl geri getirecektir? Bunun için izlemesi gereken yol nedir? Bu soruların cevabını bir doğu felsefesi olan YOGA bize anlatmaktadır.

Yoga Nedir?

Yoga, binlerce yıl önce Hindistan’da ortaya çıkmış bir felsefe, bir yaşam bilimidir. Yoga sözcüğü Sanskritçe “birleştirmek veya bütünleşmek” anlamına gelir. Bu felsefeyi uygulayan kişiye de “Yogi” denir. Yoga, bedeni, zihni ve ruhu tamamen eğiten, huzur veren ve kişinin kendini tanımasını sağlayan, dünyadaki en eski kişisel gelişim metodudur.

Yoga’nın mevcudiyetine ilişkin en eski arkeolojik bulgular, M.Ö. 3000 yıllarına kadar gider. İndus vadisinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan bazı taş mühürlerde yoga duruşlarını gösteren figürlere rastlanmıştır. Yoga’dan ilk kez, M.Ö. 2500 yıllarına ait kutsal yazılar olan Veda’larda bahsedilmektedir. Ancak Veda’ların son kısımlarını oluşturan Upanişad’lar Yoga öğretisinin ve Vedanta felsefesinin temellerini oluşturmaktadır. Vedanta’nın ana fikri şu şekilde belirtilir: Bir tek mutlak gerçek ve bilinç vardır; o da bütün evrenin temeli olan Brahman’dır. (Tanrı’dır)

Yoga insana kendi benliğini tanımasını, dengede tutmasını öğretir.Yaşam daha derinlemesine yaşanır. Çektiğimiz anlamsız acılar, Yoga sayesinde yerini evrensel uyuma bırakır. Yogayla uğraşan insan, kendi “özünün” farkındalığını yaşar. Ve kendini evrendeki her şeye çok daha yakın hisseder. Canlı, cansız her şeye daha derin bir sevgi duyar. Onlarla bütünleşir. Yoga, mutlu ve aydınlık bir insan olmanın yöntemidir. Yoga bir din değildir. İnsanları fiziksel, zihinsel ve ruhsal disiplin yoluyla mutluluğa, başarıya ve “aydınlanma”ya ulaştırmayı amaçlayan bir felsefedir.

Yoga, uzun süreli eğitim gerektiren bir yoldur. Ancak bir yol göstericinin (Yogi’nin) rehberliğinde öğrenilir. M.Ö. 3. yüzyılda yaşamış olan Patanjali, Yoga Sutra’larında, Yoga’nın 8 basamaktan oluştuğunu söyler. Bunlar:

1.Yama – Ahlaksal kurallara uymayı öğretir. Şiddeti, hırsızlığı, açgözlülüğü, kişinin kendi nefsine hakim olamayışını yasaklar

2. Niyama – Öz disiplini öğretir. Saflığı, sadeliği ve çalışmayı hedefler.

3. Asana – Belirli pozisyonlardaki vücut egzersizleridir.

4. Pranayama – Belirli ritmlerde nefes alıp vermeyi öğretir.

5. Pratyahara – Duyguları kontrol etmeyi sağlar.

6. Dharana – Belli bir fikir üzerinde konsantre olmayı öğretir.

7. Dhayana – Meditasyon. Düşünce.

8.Samadhi – Meditasyonun ulaşacağı son hedef olup; beden ve duyular dinlenirken, aklın ve ruhun uyanık kalması. Üstün bilince erişme halidir.

Yoga’nın birçok türleri vardır. Fakat bunlar içinde en çok bilinenleri Hatha Yoga ve Raja Yoga’dır. Hatha Yoga uygulamaları kişiyi Raja Yoga’ya hazırlar.

Hatha Yoga:

Batı dünyasının en çok bildiği Yoga türüdür. Hatha Yoga’nın temel özelliği beden yoluyla zihni etkilemektir. Hatha Yoga üç ana bölümden oluşur. Bunlar Asanalar (Duruşlar), Pranayama (Nefes egzersizleri) ve Savasana (Gevşeme). Duruş, nefes alıp verme ve yoğunlaşma (konsantrasyon) üzerine kurulmuş olan Hatha Yoga öğretisi, bedenle zihnin birlikteliğini, bütünselliğini içerir. Hatha Yoga’nın hareketleri dikkatli ve bilinçli bir biçimde uygulandığı zaman, insana pek çok yarar sağlar. Omurga ve eklemler esnek kalır. Özellikle romatizma, kireçlenme, sindirim bozuklukları, damar sertliği, dolaşım bozuklukları gibi çağdaş hastalıklar önlenir. Doğru ve düzenli alıp verilen nefesler bizi nefes darlığından, astımdan korur. Kan dolaşımı normale döner. Ayrıca beyin ve sinir sistemi olumlu olarak etkilenir. Gevşeme egzersizi ise, hareket ve nefes çalışmalarından sonra yapılır. Kaslar gevşek bırakıldığı zaman, zihin de rahatlar. Kişi tam bir huzur ve sükunete kavuşur. Gevşeme uykusuzluğun, sinirsel rahatsızlığın, yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesinde çok etkili bir metoddur. Batı dünyasında yapılan birçok tıp araştırmaları, yoga egzersizlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini doğrulamıştır. Ayrıca yoga, bugün bir psikoterapi aracı olarak da kullanılmaktadır.

Raja Yoga:

Yoga türleri içinde en seçkin olanıdır. Hatha Yoga uygulamaları kişiyi Raja Yoga’ya hazırlar. Çünkü Hatha Yoga, bedene ruhun egemenliğinin kurulması, kontrolun sağlanması ve böylece daha üstün bilinç merkezlerine ulaşılması için bir araçtır. Raja Yoga bu hazırlıktan sonra insanın “Gerçek Varlığını” ben’ini, ruhunu tanıması ve onu zihin ve beden üzerinde egemen kılmasını amaçlar. Raja Yoga, içimizdeki Tanrısal gücü tanımamızı ve onun içimizdeki ve dışımızdaki dünyaya efendilik etmesini sağlar.

Hazırlayan:Erol Yurderi

Yoga Öğretmeni

E-Mail: eyurderi@yahoo.com

28/06/2007 Posted by | - Yoga Nedir?, YOGA | 2 Yorum