BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

TEPKİ GELİŞİM İÇİN YARARLI OLABİLİR Mİ?

Günlük yaşantıda zaman zaman hepimizin yaşadığı bir davranış  biçiminden, bir enerjiden  bahsetmek istiyorum, TEPKİ.

Konuya önce tepkinin ne olduğu değil de onun tam karşıtı tepkisizlik’ten başlamak istiyorum.  İnsan neden tepkisiz kalır? Hangi şartlar bizi tepkisizliğe iter?

Tepkisizliği ikiye ayırıyorum.

1.nci tip tepkisizlik: İnsanın kendisi ile ilgili olmayan olaylar karşısındaki tepkisizliğidir. Burada henüz kişinin duygu alanına (egosuna) çarpan bir etki yoktur. Kişi, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” felsefesini güder. Olaylar karşısında kayıtsızdır, vurdumduymazdır.

2.nci tip tepkisizlik: İnsanın dışarıdan aldığı bir etki karşısında, duygu alanında oluşan hislerini – belirli nedenlerden dolayı – dışa vuramaması halidir.  Kişi yaşadığı bir olay karşısında duygu alanında öfke, nefret, kin,  hiddet, sevgisizlik gibi yoğun bir içsel tepki yaşayabilir, fakat bu enerjiyi dışa vurmaktan çekinir. Çünkü kendine göre nedenleri vardır.  Bu nedenler çeşitli korkular olabildiği gibi, menfaat beklentileri de olabilir. Kişinin kendi iç dünyasında oluşturduğu bu duyguların başında genellikle değişik korkular gelir. Örneğin; karşı tarafın sert bir karşı tepki verebileceği korkusu, şiddete yönelme, kaybetme korkusu, yalnız kalmak korkusu, sevgisiz kalma korkusu, beklentilerine ulaşamama korkusu, maddi olarak yoksun kalma korkusu, vs.

Görüldüğü gibi korku, insanı tepkisizliğe iten önemli bir faktördür.  Kişi tepkiyi kendi içinde yaşar, fakat korkuları bu duyguları dile getirmeyi engeller. Onları hep bastırır. İçte biriken bu duygular ve onun dışarı vurulamaması hali, – yani tepkisizlik – kişide zamanla hastalıkların oluşmasına da sebep olur. Çünkü tepki bir enerjidir.  Onun için içimizde oluşan bu duyguları bastırmamalı, onları gerektiği gibi bilgece dışarı vurmayı öğrenmeliyiz.

Tepki,  insan gelişimi için yararlı olabilir mi?

Evet  bazen yararlı olabilir.  Çünkü tepki, hem kendi gerçek duygularımızı, hem de karşı tarafın duygularını ortaya çıkarır. Ve bizler bireyleri ve toplulukları ancak verdikleri tepkilerden tanıyabiliriz. Tepki olayında maskeler tamamen düşer ve insan gerçek benliği ile tamamen ortadadır.  Önemli olan yaşanan bir tepki olayında kişinin kendi gerçek benliğini, duygularını, hislerini, aklını devreye sokarak görebilmesi, onları kabul ederek, gerekli değişim ve dönüşümleri yapabilmesidir. Bu açıdan bakarsak tepki çok yararlı bir enerjidir.

Tepki nedir ve insan neden ve ne zaman tepki verir?

Tarif edecek olursak tepki; dışardan gelen bir etkiye karşılık kişinin içinde oluşturduğu duygularını dışa vurmasıdır. Bu, egonun oluşturduğu bir savunma biçimidir.

Çağımızın getirdiği sorunlar içinde boğulan insan, çevresinden devamlı olarak etkilenmektedir. Bu etkilenmeler onun duygu alanında yoğun bir birikime yol açmaktadır. Ayrıca kendi yarattığı düşünce ve telkinlerle de “herhangi bir olay karşısında ne yapacağı konusunda kendini devamlı olarak şartlamaktadır.”  Örneğin: “o bana şöyle davranırsa, ben de ona şöyle davranırım” gibi. Kendi egosunu her an savunmaya hazır olarak bekleyen insan, bardağı taşıracak son damlayla karşılaştığında tepkiyi ortaya çıkarır.

Şimdi tepki olayını biraz daha yakından inceleyelim.

İlkönce aklın denetiminden yoksun, sadece duygu alanımızdan (egomuzdan) gelen tepkiyi ele alalım  ve bu tepkinin bizde hangi duyguları ortaya çıkardığını görelim.

Eğer dışarıdan gelen bir etki  kişinin egosunu rahatsız etmiş ve onda o zamana kadar biriktirip bastırdığı duyguları ortaya çıkartmışsa, bu duygular kızgınlık,öfke, hiddet, şiddet ve sevgisizlik tarzında karşıya yansıyacaktır.

Aklın devreye sokulmadığı, sadece egosu doğrultusunda hareket eden kişinin kendini görebilmesi ve duygularını kabul ederek onları dönüştürmesi mümkün değildir.  Böyle bir durum sadece ego savaşı yaratacak ve hiçbir zaman gelişim söz konusu olmayacaktır.

Ego’dan yansıyan bu olumsuz duygulardan biraz bahsetmek istiyorum.

Genellikle, isteklerin engellenmesi, kişiliğin zedelenmesi veya öyle zannedilmesi, uğranılan haksızlıklar, ya da önem verdigimiz bir insanın beklentilerimiz doğrultusunda hareket etmemesi, bizde kızgınlık duygusu yaratır.  Kızgınlıkta aklın denetimi yoktur.  Öfke ise; kızgınlığı içe atma ve düşmanlık besleme, kızgınlığı giderek kin’e dönüştürmedir. Kızan insan, düşman olarak gördüğü kişiye karşı kızgınlığını, hiddet, dışa dönük saldırgan bir davranış olarak sergiler. Yani hiddet; ani bir parlama, bağırma ve saldırma olup, kızgınlığın dışa dönük halidir.  Hiddetin iç sebepleri arasında benliğin ve gururun yenilememesi, eleştiriye açık olmamayı, kavgayı alışkanlık haline getirmeyi, hiddeti ve şiddeti bir cesaret ve kişilik gösterisi sanmayı sayabiliriz.

Duyguları içimizde bastırmak, yani tepkisizlik  kişide zamanla nasıl hastalıkları oluşturuyorsa, yukarıda anlatıldığı gibi her an parlamaya hazır gergin bir ruh hali de insanın beden ve ruh sağılığını giderek bozar.

Yazının başında “insan tepki duymalıdır. Çünkü tepki, hem kendi gerçek duygularımızı hem karşı tarafın duygularını ortaya çıkarır demiştik.”

Tepkiyi gelişimimiz için yararlı hale döndürmek

Eğer insan günlük yaşantıda karşılaştığı olaylarda idrak ve farkındalık yaşarsa, tepki vermeden önce olayı akla götürürse, olayın nedenlerini ve iç dünyasında oluşan duygularını aklın denetiminde sorgulayabilirse,  bu sefer tepki,  kişiyi geliştiren yararlı bir araca dönüşebilecek,  ve dışarıya yansıması da çok farklı olacaktır.

Şimdi dışardan gelen bir dış etki düşünelim.  Diyelim ki önem verdiğimiz, beklentilerimiz olan bir insan var. Ve bu insan bize beklentilerimizin tam karşıtı olan bir davranışta bulunsun.  Bu dış etki ilk önce duygu alanımıza (ego’ya) çarpar ve oradaki duyguları harekete geçirir. Eğer bu insan daha önce de yine böyle birkaç davranışta bulunmuşsa ve bizde duygularımızı beklentilerimizden dolayı bastırmışsak, bu sefer o insana karşı bir kızgınlık duymaya başlarız.  Eğer olayı akla götürüp anlamaya çalışmaz ve sabretmeyip kendimize hâkim olamazsak, bu kızgınlık duygusunu karşıya bir tepki olarak yansıtırız.

Eğer tam tersi, dışarıdan gelen bu etki ile ortaya çıkan kızgınlık duygusunu farkına varır ve kendimize hâkim olarak, neden bu kızgınlığı yaşadığımızı anlamak için olayı akla götürdüğümüzde, yani dönüp kendimize baktığımızda belki birçok sebep bulabiliriz. Örneğin; o insanın beklentilerimizi karşılamak zorunda olduğu önyargımızı görebiliriz.  Şuurumuzda bunun yanlış bir yargı olduğunun farkındalığını yaşayıp bunu kaldırabiliriz. Bu bir dönüşümdür. Ve o insana kızmamızın sırf egomuzdan kaynaklandığını kabullenip, bu kızgınlık duygusunu dengeye getirebiliriz. O zaman bizden dışarıya yansıyacak olan tepki, şuurlu bir tepki olacaktır. Bu da anlayıştır, hoşgörüdür. Kızgınlık yerini anlayışa ve hoşgörüye bırakmıştır.  Bu da bir dönüşümdür.  Sonuçta o insan bize bizi gösteren bir ayna olmuş, içimizde olan bir duygunun farkındalığını yaşatmış ve onu dönüştürmemizi sağlamıştır. Dolayısıyla değil ona kızmak,  teşekkür etmemiz gerekir.

Erol Yurderi

Reklamlar

29/06/2008 Posted by | - Tepki gelişim için yararlı olabilir mi?, RUHSAL GELİŞİM | , , | Yorum bırakın