BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

DUYGUSALLIK KONTROL EDİLMELİDİR

ofke1.jpg

 

İnsanın bir akıl yönünün bir de duygu yönünün var olduğunu hepimiz biliyoruz. İnsan duygusal bir varlıktır. Karşılaştığı olaylar karşısında değişik duygular yaşar. Bazen ağlar, üzülür, öfkelenir, nefret duyar, kıskançlık duyar. Bazen de sevinç, sevgi veya huzur duyar. İnsanda bulunan bütün bu duygular, üzerinde yaşadığı dünyayı tanıması ve bu fizik realite içinde varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan bir durumdur. Yaşamakta olan hiçbir canlı bu duygusallığa son veremez. Ayrıca duygusallık, kendisinden kurtulunması gereken bir eksiklik veya mutlaka yok edilmesi gereken birşey de değildir. Ama duygusallık, kontrol edilmesi gereken bir durumdur. Yani yönetimi elimizde olması gereken, istediğimiz gibi ondan yararlanmamız ve ona istediğimiz şekli verebilmemiz gereken bir durumdur. Bunu da insan, ancak aklı ve mantığıyla kendi duygu alanını sorgulayarak, nerede olduğunu görerek ve kendi içinde gerekli olan değişim ve dönüşümü yaparak sağlayabilir. Duyguların ve mantığın kendi içimizdeki bu dönüşümü ve devinimi ve bunun sürekli yaşanması hali de bizi tekamül ettirir

Anlatılmak istenen duygusallık, insanı kontrol altına almış olan duygusallıktır.Zayıflık” veya “zaaf” adını verdiğimiz duygusallık. Eğer bir insanı, nefretleri, kıskançlıkları, öfkeleri, sevgisizlikleri, alınganlıkları (kısaca insanı aşağıya çeken her türlü duygusallık) yönetiyorsa, bu durum, o insanın tekamül hızını da etkiler. Normal hayatı böyle olan bir insanın ruhsal gelişiminden söz etmek pek mümkün değildir.

Duygusallığın kontrolü altına giren bir insan, vicdanının sesini de dinleyemez. Herhangi bir olayda vicdanının ona emretmiş olduğu şeyi duygusal kararlarla, duygusallık hükümleriyle gözardı eder ve sonuçta doğru olan şeyi yapamaz. Objektif davranamaz.

Diyelim ki, iki insan arasında bir olay geçmiş olsun. Olaydan bir süre sonra birinin vicdanı konuşmaya başlasın ve ona desin ki “haksızsın, git özür dile” Bir başka ses de “kesinlikle yapmam önce o gelsin benden özür dilesin.” Ya da ” acaba bunu yaparsam küçük mü düşerim” veya “o kimki ben ondan daha büyüğüm” gibi duygular içinde kalabileceğinden vicdanının emretmiş olduğu şeyi yapmaz. Halbuki vicdanı ona sevgiyi, merhameti, şefkati, dostluğu, iyiliği emreder. Fakat o insanın o anda içinde bulunduğu duygusallık, vicdanının sesini örter. Kısaca duygusallığını kontrol altına alamayan insan, vicdanının sesini de dinleyemez.

İnsanların duygusallıklarına hâkim olamayışı zamanla o insanı nevroz’a veya nevrotik rahatsızlıklara da götürür. (Şahsiyet bozuklukları) Çünkü nevrozda aşırı duygusallık hali vardır. Ama bir insana duygusal hayatına hakim olması ve onu azçok kontrol etmesi öğretilirse, ya da bunu aileden, eğitimden, yaşamdan veya kendi çabası ile öğrenebilirse, o insanın nevroza yakalanması mümkün değildir.

   Bir ruhsal bilgi; insanın tekâmülünü engelleyen ve onu aşağıya çeken ve mutlaka insanın uzak  durması  gereken beş önemli duygu’nun olduğunu söylemektedir.

 

Bunlar; 1.Öfke (kin), 2. Yalan, 3. Hiddet (kızmak), 4. Haksızlık ve 5. Gıybet’tir.(*)

Ayrıca ikiyüzlülük, insanları hor görme, sevgisizlik ve nefret de insan tekâmülünü engelleyici duygulardır.

Tekâmül, duygusallığa hâkim olmaktır. Ve ancak duygusallıktan kurtulursak herşeyi “teklik” içinde görebiliriz ve “gerçek özgürlüğe” ulaşabiliriz.

(*) Gıybet; bir kimseyi onun gıyabında, yani o arada yokken kötülemek, yermek, arkasından konuşmak ve dedikodu yapmaktır.)

Derleyen: Erol Yurderi

Reklamlar

12/07/2007 Posted by | - Duygusallık kontrol edilmelidir, RUHSAL GELİŞİM | Yorum bırakın