BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

SEVGİ EVRENDEKİ EN BÜYÜK GÜÇTÜR

SEVGİ evrendeki en büyük güçtür. Siz en küçük madde parçacıklarında, atomun çekirdeği ile elektron sisi arasındaki boşluğun SEVGİYLE dolu olduğunu keşfedeceksiniz. Bu sevgi özü sizi oluşturan özdür!. O gerçek bir güce sahiptir!. Ve bu gücü salıverdiğinizde size hiçbir şey dokunamaz!  Bu gezegen üzerinde hiçbir kötülük yada karanlık size yaklaşamaz. Çünkü siz gerçek kimliğinizin enerjisine sahip çıkmışsınızdır. Bu sevginin varlığınıza nüfuz etmesine ve huzur yaratmasına niyet ettiğinizde, o altın koltukta oturan melek harekete geçer.

KRYON

25/04/2012 Posted by | - Sevgi evrendeki en büyük güçtür, RUHSAL TEBLİĞLER | , , | Yorum bırakın

KENDİNLE BARIŞIK OLMAK

KENDİNLE BARIŞ, DÜNYA SENİNLE BARIŞMAYA HAZIRDIR.

HALA ANLAMADINIZ değil mi?

Önemli olan HAKLI ya da HAKSIZ olmak değil!
Kavganın KAZANANI yoktur.
Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz.
Önemli olan KALP kırmamak.
Önemli olan YARGILAMADAN,
Karşılıksız SEVEBİLMEK ve İYİLİK yapabilmek.
Haklı bile olunsa özür dileyecek kadar asil olmak, BİLGE olmaktır.
Egonuzu kontrol edemediğiniz sürece, o sizi KONTROL etmeye devam edecek.
Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa ASLA MUTLU olamazsınız.

Albert Einstein

19/11/2011 Posted by | - Kendinle barışık olmak, ÇEŞİTLİ YAZILAR | , , , | Yorum bırakın

YUNUS EMRE’NİN SEVGİ ANLAYIŞI

Yunus Emre

İnsan, sevgi yoluyla Tanrı’ya ulaşır, çünkü insanla Tanrı arasında özdeşlik vardır. Ancak, insanın bu madde evreninde bulunması, ruhun Tanrısal kaynaktan uzak kalması bir ayrılıktır. Bu ayrılık insanı, yaşamı boyunca Tanrı’yı düşünme, ona özlem duyma olaylarıyla karşı karşıya getirmiştir. Gerçekte, insan-Tanrı-evren üçlüsü birlik içindedir, var olan yalnız Tanrı’dır, türlülük bir görünüş’tür. Çünkü Tanrı, kendi özü gereği, bütün varlık türlerini kapsar, her varlıkta yansır.

Evreni kuran öğelerle insanın gövdesini oluşturan ilkeler özdeştir. Bu özdeşlik Tanrısal özün bütün varlık türlerinde, biçimlendirici bir öğe olarak bulunmasından dolayıdır. Tanrısal özün  nesnel varlıklarda bulunması bir yansıma niteliğindedir. Çünkü Tanrı yarattığı nesnede yansıyınca oluş gerçekleşir. Sevgi insanda birleştirici, bütünleyici bir eğitim niteliğindedir.

Yunus Emre, sevgiyi Tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar. Sevginin ereği yüce Tanrı’ya ölümsüz olana kavuşmak, onun varlığında bütüne ulaşmaktır. Tanrı insanla özdeş olduğundan “kendini seven Tanrı’yı, Tanrı’yı seven kendini sever”. Çünkü sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır.

Sevginin olmadığı yerde öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız seven bilir, sevmekte bir bilgelik, bir olgunluk işidir. Yeterince aydınlanmamış, Tanrı ışığından yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlık türlerini birbirine bağlayan, onları Tanrısal evrene yönelten sevgidir. Sevgi bir çıkar amacı olmadığından seven karşılık beklemez.

Dost kişi gerçek seven kişidir. Dost başka bir anlamda da Tanrı’dır, kişinin gönlünde ışıyan özdür. Yunus Emre’de yaşamak Tanrısal özün bir yansıması olarak evrende sevinç duymaktır. Çünkü bütün varlık türlerinde Tanrı görünmektedir, bu nedenle severek, düşünerek yaşamayı bilen kimse her yerde Tanrı ile karşı karşıyadır. Yaşamak belli nesnelere bağlanmak, yalnız gelip geçici varlıkları edinmek için çırpınmak değildir. Böyle bir yaşama biçimi kişiyi Tanrısal özden uzaklaştırdığı gibi yetkinlikten, bilgelikten de yoksun kılar.

Yunus Emre’nin dilinde bilge kişinin adı eren’dir. Eren barış içinde yaşamayı, bütün insanları kardeş görmeyi, kendini sevmeyeni bile seven kişidir. Onun gönlü yalnız sevgiyle, dostluk duygularıyla doludur. Evreni bir Tanrısal görüş alanı olarak bildiğinden, erenin evrene karşı da sevgisi, saygısı vardır. Eren’in gözünde insan, bir küçük evrendir, büyük evren ise Tanrısal özün kuşattığı sonsuz varlık alanıdır. Eren olma aşamasına ulaşmış kişide erdem, alçakgönüllülük, eli açıklık, yetkinlik, olgunluk bir bütünlük içinde bulunur.

Ölüm ruhun gövdeden ayrılıp tanrısal kaynağa dönmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle ölüm ruhla gövde arasında bir ayrılıktır. Gerçekte ölüm yoktur, ruhun ölümsüzlüğe ulaşması, yüce kaynağa dönüşü vardır. Çünkü bütün varlık türleri Tanrısal özün yansıması olduğundan, salt ölüm de söz konusu değildir.

Ölümün bir başka anlamı da bilgiden, erdemden, yetkinlikten, sevgiden yoksun kalmaktır. Bu nedenle sözün, boş bir kavram olmaması, bir varlık sorununu, bir düşünceyi dile getirmesi gerekir. İnsan ancak söz söyleme yetisiyle insandır; konuşan Tanrı durumundadır.

Günümüzde onun asıl büyük değerinin ise her dinden, her inançtan insanlara aynı gözle bakan insan sevgisinden kaynaklandığı kabul edilmektedir.

*dostsite.org* ‘dan alıntıdır

14/09/2009 Posted by | - Yunus Emre'de sevgi anlayışı, ÇEŞİTLİ YAZILAR | , | Yorum bırakın