BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

ÖZGÜRLÜK

Özgürlüklerin en güzeli, kendi kendini dizginleyen bilinçli ve ahlâklı özgürlüktür. Özgürlüklerin en çirkini, özgürlük adına tutsaklığı getirenidir.

Birincisindeki bilinç; dünya sınırlarından öteye atlayabilen bir kavrama açıklığına erişebildiği için, ahlâklıdır, sorumludur ve kendi kendini dizginler.  Bu tatlı tutsaklığın zincirleri dahi özgürlük halkalarından yapılmıştır.

İkinci özgürlük anlayışı ise;  toprağa yönelmiş geri anlayışların ve kısa  süreli  aşağılık hesapların, dünya cenneti sözü vererek, cehennemi getiren tutsaklı özgürlüktür.  Özgürlük  adına, özgürlüğün bu kurban edilişi, akan kanlarla, bu özgürlük isimli tutsaklığı boğar.

İnsan kişiliğinin kıymeti ve insan  irâdesinin sorumluluğu, onun, Tanrısal düzen çerçevesinde alabildiğine özgür oluşudur.

Denebilir ki Allah, özgürlük ve irâdenize ve onları kullanan kişiliğinize o kadar saygılıdır ki, bütün olanakları ve  pek çok evrenleri önünüze sermiştir. Onlarda  dolaşıp gezen sizsiniz. Yer nasıl sizin içinse, kollarını açmış gökler, yalnızlıktan titreşen yıldızlar, sizi ışıktan seslenişleriyle çağıran güneşler ve görünmez etkileriyle, görünmeyen tarafınızdan sizi yakalamaya çalışarak bağırlarına çağıran evrenler, hep  hep sizin içindir.

Gösterilen yollar, verilen hayat kuralları ne kadar doğru olsa ve söz verilen ufuklar ne kadar parlak olsa, insanın bunlara uyabilmesi, her şeyden önce  başarabilme  gücü ve yeteneğine  sahip olma  sorunudur.  Otomatik tekâmül (olgunlaşma), çok ağır, yavaş yürür.  “Bu böyledir”, “böyle olacaktır” diye de “böyle hareket etmen lâzım” diye,  bir insana  kesin hareket yolları göstermek, onun  gerçekten iyiliğine de olsa, sonucun güzelliğini azaltır. Ve hele şunu unutmayınız ki, sonucun zararlı oluşunun sorumluluğunu da taşırsınız.  İnsan,  değil mi ki, başını sağa sola vura vura, düşe kalka hayat yolunda yürümeye gönderilmiştir, ona ışıklar  tutar, eylemlerinde serberst bırakırsınız ki, elinden tutulan bir çocuk olmaktan kurtulsun, adımlarını kendisi hızlandırsın ve bir gün koşmaya,  uzaklıkları aşmaya alışabilsin.

Mehmet Varlık

15.10.1952

Reklamlar

14/02/2010 Posted by | - Özgürlük, RUHSAL TEBLİĞLER | | Yorum bırakın

TANRISAL ÖZGÜRLÜK

Doğayla, kendiyle ve toplumla uzlaşarak, onlarla barış ve biliş içinde yaşayarak özgürleşen insan, en son Tanrı gerçeğine gönlünü açarak, O’nunla olan ilişkilerinin sezgisine vararak özgürlüğün doruğuna ulaşır. Tanrı her türlü bilgi, kudret ve özgürlüğün kaynağıdır. Gerçeklerin gerçeğidir. O’na gönlünde yer yapan ve sevgiyle yaklaşan elbet ki, O’nun gücünden pay alır. Üstün gerçeklerin idrakine varır. İnsanı aşar ve insan-üstüne ayak basar. Artık onda O’nun kudretinden belirtiler görülür. Başkaları için imkânsız, mucize gibi görünen şeyler onun eliyle bir çırpıda oluverir. Gücü ve etkinliği alabildiğine artar.

Gülyüzlü olur ve yeryüzünde Tanrı adına, Tanrıca işler yapma özgürlüğü kazanır. İşte bu, O’nunla bir olmak, Tanrı katında yer almak, varoluşun neş’esini duymak, tüm gerçeğe varmak ve tam özgürlüğe kavuşmaktır.

Gerçekte herbirimiz, bilinçli veya bilinçsiz O’na koşmaktayız. Döne dolaşa, deneye yanıla, düşe kalka, yürüye koşa, en sonunda özgürlüğümüzü O’nun buyruğuna uymakta bulacağız. Yani isteklerimizi, O’nun dileği ile bir edeceğiz.

Bir gün akarsular misâli hepimiz o engin denize dökülecek, denizin gücü ve güzelliğiyle coşup taşacağız. Ve özgürlük neymiş, asıl o zaman doya doya tadacağız. Nitekim o denize dökülen ermişler, “her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası” demişler.

Akarsu önünde deniz, bir özgürlük gibi uzanır. Denize vardığı yerde akarsu, şelâle olur; türküsü çoşkunluğun doruğuna ulaşır. Ve suyun denize değdiği yerde, buhar buhar özgürlük özlemi tüter…

Psikolog Güngör Özyiğit

“Ya birlik, ya barbarlık” adlı kitabından alıntıdır.

 

26/05/2008 Posted by | - Tanrısal özgürlük, RUHSAL GELİŞİM | , | Yorum bırakın