BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

ARINMAK

Nilüfer

Gerçek yoluna çıkan kimse, gönlünü arıtmakla başlar işe. Yanlışlarını, kusurlarını görerek onlardan sıyrılır. Gerçekleri öğrenip benimseyerek onları yaşar ve yaşatır.

Böylesine gönlünü arıtmaya, gönül eri olmaya ahdetmiş insana yüce varlıklar el uzatır, yardım eder. Onun hayrına türlü imtihanlar düzenleyerek, kısa yoldan düzelmesini ve yükselmesini sağlarlar. Bu yardım iki yönlü olur. Önce bilgiler verilir, doğru yol gösterilir. Sonra da bu bilgilerin ne derece benimsendiğinin imtihanı yapılır. Ve insan eksik olduğu taraflardan yoklanır. Ayağına kasten çelme takılır, içindeki şüpheler körüklenir, ona ters gelen olaylarla karşılaştırılır. Böylece insanın olaylar içinde yoğrularak eksiklerini görüp gidermesi, gerçek inanç ve teslimiyete bir an önce varması istenir. Vesvese veren herkesi en zayıf olduğu yerden yakalamaya çalışır. Benlik, kibir ve gurur mu taslıyoruz? Yoksa servet, şehvet ve şöhret yönünden bir düşkünlüğünüz mü var?  Vesvese veren bunları bilir ve bu noktalardan insafsızca, aynı zamanda ustaca vurur. Ya doğrudan içimize ayartıcı düşünceler, şüpheler göndererek, ya da bir insanı vasıta olarak kullanarak… Elhasıl vesvese veren bizi baştan çıkarmak, yoldan saptırmak için ne lâzımsa yapar. İmtihanı kazanmak için vesvese vereni iki yerden de çıkarıp artmasını bilmek, Tanrının buyruğu ile gönlümüzün dileğini bir etmek gerekir. Bu da bir yandan Tanrıya sığınmak, diğer taraftan da kusurlarımızdan sıyrılmak, boşluklarımızı bilgiyle doldurmak, eksiklerimizi tamamlamak, böylece vesvese verene açık vermemekle mümkün olur.

Daha sonra benlik ve bencillikten kurtulma, kötülüklerden soyunma dönemi yerini Tanrısal erdemlerle bezenme dönemine bırakır. Vicdan ölçülerine göre yaşanılan, acımaya, sevgiye, hoşgörü ve bağışlamaya, iyilik, yardım, özveri ve özgecilik gibi duygulara ağırlık veren bir dönemdir bu. Bencillikten sencilliğe, sadece kendini düşünmekten başkalarını da en az kendi kadar düşüşünerek yaşamaya geçilmiştir. Öylesine hoş ve huzurlu bir ortamda herkes iyilikte birbirleriyle yarışarak, güzel örnekler vererek ve iyi huylarda birbirine özenip benzemeye çalışarak bir takım üstün niteliklerin herkesin gönlünde yer etmesi sağlanmış olur. Birçok yönleriyle yetişmiş, her biri bir güzelliğin, iyiliğin örneği olacak kimseler artık asıl işlerine, O’na ve kullarına kulluk görevine bir ölçüde hazırdırlar demektir.

Kaynak: “İnsanda buluşalım” adlı kitaptan alıntıdır.

Güngör Özyiğit

Reklamlar

20/08/2009 Posted by | - Arınmak, RUHSAL GELİŞİM | , , , | Yorum bırakın

SORUNLARINIZA BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN

dunya1

Hayatın akışı içinde karşılaştığımız zorluklar ve karışıklıklar, kısaca sorunlar, yaşamımızın birer parçasıdır. Bu sorunlar içinde boğulmak veya çözüm bularak huzura kavuşmak, bizim sorunlara bakış açımız ile çok ilgilidir.

Eğer, evrensel yasa olarak, sorun olarak karşılaştığımız her olayın aslında bir imtihan ve sonuçta bize bir farkındalık yaşatacağı düşüncesini temel alırsak, hem sorunun bizim üzerimizde yapacağı yıkıcı etkilerden kendimizi uzak tutmuş, hem de olgunlaşma yolunda ileriye doğru bir adım daha atmış oluruz. Bakın bu konuda bir rehber varlık şöyle diyor: “Hayat olgunlaşmak için, imtihanlar çözülüp anlaşılmak için tertiplenmiştir size. Dolayısiyle onlardan kaçmak, kurtulmak istemek niye?. Her geçiştirdiğiniz imtihan, her savuşturduğunuz olay, siz onu çözümleyene kadar değişik çehrelerle defalarca karşınıza çıkacaktır, giderek ağırlığını ve dozunu arttırarak.

Biliyoruz ki, Yüce Yaradan her insana kaldırabileceği kadar zorluk, imtihan vermektedir. Çünkü “O” abes iş yapmaz. Hayatın akışı içinde karşılaştığımız her imtihanda önce bu olay neden benim başıma geldi ve ne öğrenmem gerekiyor” diye kendimize sormalı ve sonra gerekli içsel çalışmayı yaparak bu olaydan bir ders (bilgi) çıkarmalıyız. Çünki sınanmakta bilgi vardır. Ve bu bilgi ruhumuzun malı olduğunda ise bir daha bu tür imtihanlarla karşılaşmayız. Eğer olayın üzerinde durmazsak ve olayı geçiştirirsek bu sefer yukarıda da söylendiği gibi olay, biz onu çözümleyene kadar defalarca değişik şekilde karşımıza çıkacaktır, dozunu ve ağırlığını arttırarak.

Ve yine yüce bir rehber; “Biliniz ki, en çok sınanan sınandığı kadar sevilendir aslında” demektedir. Çünki imtihan zamanında insanın bilgisi, aklı kullanma becerisi, sabrı, inancı, teslimiyeti, Yüce Alem tarafından gözlenmektedir. Dolayısıyle, imtihanlarımızı sevelim, onları çözmeye çalışalım. Fakat herşeyden önce onlara bakış açımızı değiştirelim. Zorlukları (imtihanları) olgunlaşabilmek için fırsat olarak görelim.

Erol Yurderi

12/12/2008 Posted by | - Sorunlarınıza bakış açısını değiştirin, RUHSAL GELİŞİM | , | 1 Yorum