BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

SEVGİNİN ETKİSİ

         

          

             Sevgiyi incelediğimizde, onun bitmez tükenmez bir kaynak olduğunu keşfederiz. Bu kaynak sayesinde fiziksel, ruhsal ve tanrısal dünyaların değişik ortamlarıyla haberleşebiliriz. Daha önce de gördüğümüz gibi, tüm enerji titreşimleri kendilerini değişik frekanslarda gösterirler. Demek oluyor ki, sevginin gücü, iç dünyamızın kuvvetlerinden  çok daha etkili (yüksek ve hızlı) titreşimler sergilerler. Bu gerçeğin farkına vararak, onların günlük yaşamımızda kendilerini ortaya koymalarını keşfedebiliriz.

 

            Sevgi, özgürlük kaynağı

 

            Sevginizin ateşini körükleyin, sizi boğan ve sizin hareketinizi kısıtlayan bütün bağları yakıp yok edin. Sevginizin parıldayan ışığı utanma, acı ve korkuların barındığı karanlık bölgeleri de yok edececektir. Işığın belirmesini sağladığınız anda, tüm bu saydıklarımızın kaybolduğunu göreceksiniz!.

Sevgi, korkunun karşıtıdır. Kişi kendini üzgün, bunalımda veya yalnız hissediyorsa,  bu onun sevgi eksikliği yaşaması yüzündendir. Eğer sevgisinin ateşini biraz olsun canlandırabilirse, küllerden tekrar doğduğunu ve yeniden parıldadığını görürsünüz.

 

            Düşmanlığa karşı sevgi

 

            Kişi kendini sevmeyi ve içindeki yaşam ateşini körüklemeyi öğrendiği zaman, bu ışığı başkalarına da yayabilir. Düşmana karşı beslenen sevgi, tümüyle özgür hareket eden ileri seviyedeki ruhlardan ödünç alınmış bir yöntemdir.

            Bildiğiniz gibi, sevginin gücü sınırsızdır ve her tarafta bulunur. Üstad Peter Deunov, bu konuyu şöyle dile getirmiştir.

 

            “Sevgi yolu, tehlikesizce yürüyebileceğimiz tek yoldur. Aşk kuvvetlidir, yolu üzerinde karşılaştığı tüm engelleri yokeder. Sevgiyi, dünyadaki tüm kötülüklere karşı bir zırh gibi giy. Bu zırh, hiçbir silahın delemeyeceği tek kalkandır.”

 

            Sevgi eksikliği

 

            Sevgi eksikliği, kendini, içimizde hissettiğimiz büyük bir boşlukta gösterir. Sevgisiz kişi kayıtsız olur. Doğdukları andan itibaren, herhangi bir insanla iletişim kurmamış, en ufak bir sevgi almamış çocukları düşünün. Onları yaşamdan, ışıktan yoksun, boş gözlerle bakarken görürsünüz. Yine yaşam içinde, çökmüş, hasta dolaşan bu yetişkinler, yaşam kaynağı olan sevgiden kopukturlar. Kişinin mutluluğu, sevginin gizemli ateşine sahip olduğunun bilincinde olmasına bağlıdır. Bu ateş, güzel veya çirkin, herşeye bir anlam verir. Ruh, bu bağlantıyı kurduğunda, ışık yaymaya başlar. Konuya yine Peter Deunov ile devam edelim.

 

            “Cennet sevgidir. Sevgi müziktir. Tanrısal sevgiye daldığınızda ve titreşimlerini hissettiğinizde, hayatın senfonisini anlayacaksınız.

            Bir çiçeği güneş ışığından uzaklaştırınca, peşinden meydana gelen büyük değişikliği bilirsiniz. Bir varlıktan sevgiyi alırsanız, yine aynı sonucu elde edersiniz.”

 

            Sevgi eksikliği, kişiyi, korku, üzüntü, hastalık, nefret gibi olumsuzlukla yüklü güçlere karşı korumasız bırakır. Kalbinizi sevgiye açın ve aynı anda, ışıktan kaçan bu istilacıları derin karanlıklara doğru kovalayın.

 

            Yeni yaşam

           

            Şu anda içinde bulunduğumuz çağ, güneşin doğuşundan önceki döneme benzer. Karanlık dağılır, kuşlar ötmeye başlar, tan kızıllığı dağın zirvesini okşar. Kendimizi yücelme anında buluruz: güneş doğar, aşk kendini gösterir.

 

            “… eski yaşamda, aşk neşeyle başlar ve acıyla biterdi. Yeni yaşamda, aşk neşeyle başlar ve öyle kalır.  Sevgi ve Neşe, Barış’ı doğurur. 

Sevgi tüm insanları birleştirecek yepyeni bir kültür oluşturacaktır. Sevgi, tüm varlıkları büyük bir uyum içinde birleştirir. Sevgi yaşama mükemmel bir birlik getirir. Tüm insanların düşüncelerini ve kalplerini birleştirir ve adına sevgi dediğimiz olguyu bütün kozmoza işler.

 

            Hepimiz içimizde her gün bizi biraz daha canlandıran bu alevi hissediriz. Üstad Peter Deunov bize yaşamaya başladığımız bu yeni dünya hakkında şunları söylüyor:

 

            “Dünyayı yeniden oluşturacak ve düzenleyecek olanlar, aydınlanmış ve bilinçli varlıklardır.

            Bilgi ve aşk’ın yasalarına göre, dünyamızda zengin ve yoksulların yardımlaşacağı, bilgi ve cahillerin eşit olacağı, genel, yeni bir kardeşlik doğacaktır: Bu yepyeni bir kültür olacak ve sevgi şimdi bizi bu kültüre katılmaya çağırıyor. Onu dinlemeye, onun için çalışmaya hazır mısınız?

            Çağımızın büyük acıları ve düzen bozuklukları, tıpkı büyük bir kültürün doğum sancıları gibidir. Bu patırtının ve kargaşanın ortasında kişide evrensel sevgi fikri doğacaktır. Güçlük kaynaklar, insanların kalplerinden akacaktır. İlerlemenin yasaları böyle haber veriliyor. Kişinin bilinci, belli bir gelişme düzeyine geldiğinde, sevgiye çevrilecektir.

 

            Bu sevgi enerjisinin galip geleceği, daha iyi bir dünya umuduyla…

 

 

Ben Enerjiyim!.”  adlı kitaptan alıntıdır.

            Ben Enerjiyim!.      

Chislaine D. Martel

Çeviren. Arzu Ünel

Arıon Yayınevi, İstanbul, Kasım 1995

 

 

 

Reklamlar

10/08/2008 Posted by | - Sevginin etkisi, RUHSAL GELİŞİM | , , , , | 2 Yorum

TANRISAL ÖZGÜRLÜK

Doğayla, kendiyle ve toplumla uzlaşarak, onlarla barış ve biliş içinde yaşayarak özgürleşen insan, en son Tanrı gerçeğine gönlünü açarak, O’nunla olan ilişkilerinin sezgisine vararak özgürlüğün doruğuna ulaşır. Tanrı her türlü bilgi, kudret ve özgürlüğün kaynağıdır. Gerçeklerin gerçeğidir. O’na gönlünde yer yapan ve sevgiyle yaklaşan elbet ki, O’nun gücünden pay alır. Üstün gerçeklerin idrakine varır. İnsanı aşar ve insan-üstüne ayak basar. Artık onda O’nun kudretinden belirtiler görülür. Başkaları için imkânsız, mucize gibi görünen şeyler onun eliyle bir çırpıda oluverir. Gücü ve etkinliği alabildiğine artar.

Gülyüzlü olur ve yeryüzünde Tanrı adına, Tanrıca işler yapma özgürlüğü kazanır. İşte bu, O’nunla bir olmak, Tanrı katında yer almak, varoluşun neş’esini duymak, tüm gerçeğe varmak ve tam özgürlüğe kavuşmaktır.

Gerçekte herbirimiz, bilinçli veya bilinçsiz O’na koşmaktayız. Döne dolaşa, deneye yanıla, düşe kalka, yürüye koşa, en sonunda özgürlüğümüzü O’nun buyruğuna uymakta bulacağız. Yani isteklerimizi, O’nun dileği ile bir edeceğiz.

Bir gün akarsular misâli hepimiz o engin denize dökülecek, denizin gücü ve güzelliğiyle coşup taşacağız. Ve özgürlük neymiş, asıl o zaman doya doya tadacağız. Nitekim o denize dökülen ermişler, “her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası” demişler.

Akarsu önünde deniz, bir özgürlük gibi uzanır. Denize vardığı yerde akarsu, şelâle olur; türküsü çoşkunluğun doruğuna ulaşır. Ve suyun denize değdiği yerde, buhar buhar özgürlük özlemi tüter…

Psikolog Güngör Özyiğit

“Ya birlik, ya barbarlık” adlı kitabından alıntıdır.

 

26/05/2008 Posted by | - Tanrısal özgürlük, RUHSAL GELİŞİM | , | Yorum bırakın