BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

DÜŞÜNCE, AKLIN DUYULMAYAN SESİDİR

dusunce2.jpg

Biliyoruz ki, evrende herşey düşünceden doğmuştur. Yani her şeyin temelinde Yaradanın düşüncesi vardır. İnsanların hayrına birçok kainatlar varetmiş olan Yüce Yaradan, yine insana, onu diğer canlılardan üstün kılan ve her şeyi düşünüp bulmasını sağlayan aklı vermiştir. Ve aklımız O’ndandır şüphesiz.

Konumuz düşünce. Fakat düşüncenin ne olduğunu anlayabilmek için, ilkönce aklın ne olduğunu anlamak gerecektir. Çünkü “düşünce, aklımızın duyulmayan sesidir.“ Aklı şöyle tarif edebiliriz: Bir insanın günlük yaşantısında yaptığı tecrübelerden elde ettiği bilgiler, onun aklını meydana getirir. Akıl bizim idare merkezimizdir ve devamlı tecrübelerle gelişir. Ve gelişen bu akıl sayesinde ruhumuzu terbiye ederiz. Bunu şöylede ifade edebiliriz; ruh tecrübeyi doğurur, tecrübeler aklımızı meydana getirir, akıl da ruhu terbiye eder.

Düşünce ise; akıl ve mantıkla olur. Yani düşünce, aklımızın ve mantığımızın bir parçasıdır. Ve tarif olarak, “düşünmek, aklımızı çalıştırmaktır” diyebiliriz. İnsanın aklı devamlı geliştikçe, düşüncede, akıl ve bilgi doğrultusunda gelişir.

İki türlü düşünce şekli vardır. Bunlardan biri “ussal düşünme“, diğeri ise “duygusal düşünme“dir.

Önce ussal düşünmeyi inceleyelim. Bu düşünce şekli tamamen olmasa da, kısmen mantığa dayalı ve akıl gücünün hitap ettiği bir düşünce biçimidir. Olayları mantık açısından ele alır ve mantık yönünün fazla kullanılması gereken durumlarda kullanılır. Olayları çözümlemede mantık tarafı, duygusal taraftan daha baskındır.

Duygusal düşünme ise bizim ikinci yarımızdır. Tamamiyle bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kendini duygusal yapıya adapte etmiş insanlarda görülür. Mantık yönü bu insanlarda ya eksiktir yada kullanılmamaktadır. Bu durum yaşamda çok büyük zorluklara, çelişkilere yol açar. İnsanların olayları objektif bir biçimde değerlendirmesi zorlaşır. İnsan için önemli olan hem akılla, hem duyguyla, dengede olarak düşünmeyi öğrenmektir.

İnsan düşünce sahasında, hem pozitif hemde negatif birçok düşünce barındırmaktadır. Bunları yaratan insanın kendisidir. Önemli olan bu düşünceleri farkına varmak ve bütün negatif düşünceleri, pozitife çevirmektir.

Biliyoruz ki, iyilik iyiliği, kötülük kötülüğü çeker. Bu bir çekim kanunudur. İyi yada kötü durumların meydana gelmesi bizim düşüncelerimizle ilgilidir. Biz düşüncelerimizle iyi yada kötüyü kendimize çekeriz. Bunun için her zaman düşünce kontrolü şarttır.

İnsanın olumlu düşünceler içinde olması da çok önemlidir. Çünkü olumlu düşünce, hem kendimizde, hemde dışarıdan gelecek yüksek enerjilerle birleşerek, oldukça büyük bir enerji meydana getirir. Mutluluk ve sağlık da olumlu düşüncelerin yaratabileceği bir ruh halidir.

Düşünmek öyle bir olaydır ki, bizi yeni gerçeklere ulaştırır. Ve her şeyin doğrusu düşünerek bulunur. İnsan devamlı düşünüp bulmalıdır. Çünkü bugüne kadar insanlık için faydalı olan şeyleri, sadece düşünen insanlar buldular. Düşünerek onlara ulaştılar. (Arşimed, Newton, Edison) gibi. Düşünmek insanı, bilgilerin saklı olduğu yere götürür. Düşünce ise burada bir anahtartır. Ve herşeye düşünerek ulaşılır.

İnsanın temel hedeflerinden biri de bilginin, düşüncenin zirvesine çıkmak olmalıdır. Çünkü insan zirveden herşeyi çok daha iyi görebilir. Zirveye çıkan insanlar, bilginin ve düşüncenin sonsuzluğu karşısında, kendilerinin bir hiç olduğunun farkındalığını yaşamaya başlarlar. Biz insanlar ve bizim üzerimizdeki bütün yaratılmışlar da sonsuzlukta bir noktadır, tıpkı bilgi gibi, düşünce gibi.

İnsan herşey için geniş düşünmesini öğrenmelidir. Olayları tek yönlü düşünmek büyük kayıptır. Mutlaka olayı çeşitli açılardan ele almalıdır. Çünkü düşünceler çeşitlilik arzeder. Bir olayı çeşitli açılardan ele aldığımızda kendimizi daha ilerlemiş görür ve olaya daha net bir gözle bakmış oluruz.

Ayrıca insan derinliklere ve yüksekliklere ulaşmayı da denemelidir. İnsanlar genelde bunlardan korkarlar, derinliklerden ve yüksekliklerden. Onlardan korkmak değil, onlara ulaşmak gereklidir. Çağımız teknolojinin çağıdır. Bir uçakla gökyüzüne çıkabilir, bir denizaltıyla denizin derinliğine inebiliriz. Düşüncenin gücüde böyledir. Bir kıvılcım bize semayı gösterebilir. Diğer bir kıvılcım ise, bizi toprağa indirebilir. Toprağa dönmek neden? Bizim yapmamız gereken şey, ruhumuzu mümkün olduğu kadar yukarılara çıkarmaktır. Bu da sevgi ve bilgiyle olur.

Gördüğünüz gibi, bütün bilgilenmelerin ve bilginin başı düşüncedir. Ve “doğru düşünmek gerçek bir ibadettir.” Fakat bizim düşüncemiz, başka düşüncelerin yanında bir kıvılcımdır. Unutmamalıyız ki, kainatı düşünenler vardır.

Erol Yurderi

Reklamlar

29/06/2007 Posted by | - Düşünce aklın duyulmayan sesidir, DÜŞÜNCE ÜZERİNE | 2 Yorum

SAĞLIĞI YARATMADA DÜŞÜNCENİN ÖNEMİ

dusunen-adam.jpg

Günümüzde sağlığı yaratmada olumlu düşüncenin önemi üzerinde sıkça durulmaya başlanmıştır. Her geçen gün bu konuda ya yeni bir kitap yada makale yayınlanmaktadır. Düşünce dediğimiz bu güç nasıl oluyor da sağlığımızı bozuyor veya yaratıyor?

Yazdığı kitaplarla ve verdiği konferanslarla dünyada alternatif tıp alanında çığır açan Dr. Deepak Chopra, “Sağlığı Yaratma” adlı kitabında bu konuda şöyle diyor. “Araştırmalara göre mutlu insanlar daha sağlıklıdırlar. Öyle görünüyor ki, olumlu düşünceler taşımak demek olan mutluluk, beyinde biyokimyasal değişiklikler yapmakta ve bu değişiklikler de vücut fizyolojisi üzerinde son derece yararlı etkiler göstermektedir. Öte yandan, üzücü ya da bunaltıcı düşünceler de beyin kimyasında değişiklikler yapmakta ama bu değişikliklerin fizyoloji üzerinde zararlı etkileri olmaktadır.

Düşünceler, mesaj-göndericiler denilen beyin kimyasalları aracılığıyla çalışırlar. Beyin dokusunda bunların en azından otuz türü olduğu saptanmıştır. İnsanın içinde bulunduğu ruh durumuna göre bu mesaj-göndericilerin birbirlerine göre oranları değişir. Düşünceler bilincimizin denetimi altında olduğuna göre, istediğimiz düşünceyi bilinçli olarak seçebiliriz, düşüncelerimizi kontrol edebiliriz. Aynı zamanda düşünmek, beyin kimyasını çalıştırmak demektir. Kimya, beynin farklı yerlerindeki hormonların salgılanmasını etkiler. Örneğin, hipotalamus ve hipofiz. Sonra da bu hormonlar vücuttaki organlara mesaj taşırlar.

Daha belirgin birkaç örnek verelim. Önce olumsuz düşünceleri ele alalım. Kızgınlık, düşmanca düşünceler insanda hemen kalp atışlarını hızlandırır, kan basıncını arttırır ve yüzü kızartır. Kaygılı düşünceler de aynı şeyleri yapar ve bunların yanısıra el titremesi, soğuk ter ve mide düğümlenmeside görülür. Görülüyor ki, değişik düşünceler kendilerini fiziksel olarak ortaya koyabilmek için gerekli olan kimyasal değişiklikleri beyinde yaratırlar. Düşünce bozuklukları ve beyin kimyası bozuklukları arasında bir ilişki vardır.

Aynı şekilde, mutluluk, sevgi, barış, huzur, şefkat, dostluk, iyilik, cömertlik, yakınlık, içtenlik düşünceleri de merkezi sinir sisteminde mesaj taşıyıcılar ve hormonların akması yoluyla fizyolojide kendilerine karşılık olacak bir durum yaratırlar. Olumlu düşüncelerin fizyolojide yarattığı derin değişimler insanı sağlığa götürür, çünkü mesaj-taşıyıcıların aracılık ettiği bu düşüncelerin bedende uyarıcı bir etkisi vardır.

Kızgınlık, sevgisizlik, düşmanlık, gücenme, çelişki ve hüzün gibi duygular vücudun bağışıklık sistemini zayıf düşürür. Bunun tersi olan olumlu duygular ise vücudun direncini arttırır. Kısaca hastalıkların ortaya çıkmasına neden olan yalnızca düşüncelerdir.”

Şimdi konuya bir başka açıdan yaklaşalım. Akupunktur, T’ai Chi, Chi Gong, Yoga gibi alternatif terapiler, insan bedenini tamamen çevreleyen bir elektromanyetik alandan bahsederler. Buna “Aura” veya “enerji beden” denir. Ayrıca bu enerji bedende “Chakra” adı verilen yedi adette enerji merkezi bulunur. Bütün bu terapiler temelde hastalığı şöyle tarif eder. Hastalık, herhangi bir düzeyde bloke edilmiş, akışı engellenmiş bir enerjinin yansımasıdır. Varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur. Aura ve Chakra’lardaki enerji akışında meydana gelen bu dengesizlikler, fizik bedende hastalıkların oluşmasına sebep olur. Bütün dengesizliklerin nedeni ise, insanın içinde bulunduğu ruhsal durum’dur.

Düşüncelerimiz, duygularımız, birer enerjidir. Olumlu düşünceler auramızı güçlendirir, enerjimizi arttırır ve sağlık içinde olmamızı sağlar. Olumsuz düşünce ve duygular ise, enerjimizi azaltır hastalığa davetiye çıkartır.

Eğer sağlıklı olmak istiyorsak, enerji tüketen duygu ve düşüncelerimizi, enerji üreten duygular haline çevirmeliyiz. Onun için “düşünce ve duygularımızı her zaman kontrol etmeyi” öğrenmeliyiz.

Erol Yurderi

Kaynak:
“Sağlığı Yaratma
”Dr. Deepak Chopra
İnkılâp Kitabevi

 

27/06/2007 Posted by | - Sağlığı yaratmada düşüncenin önemi, DÜŞÜNCE ÜZERİNE | Yorum bırakın