BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

KİŞİLİK MÜZİĞİ

Birbirimizle anlaşmak için kullandığımız sözcüklerin ötesinde, bizlerin aramızda iletişim kurmamızı sağlayan bir ikinci lisan daha vardır; Müzik, ritm ya da ton. Ritm ve tonun, sözcüklerden farklı olarak, kulaklarımızın ötesinde duyumsanabilme özellikleri de mevcuttur. Dost canlısı bir insanın sesinde, kullandığı sözcüklerde, hareketlerinde ve karakterinde bir uyum gözlenir. İnsana pek de arkadaşça yaklaşmayan bir kimsenin hareketlerinde, ifadesinde, bakışlarında ve hatta yürüyüşünde ise, bütünüyle bir uyumsuzluk sergilenir. Kişilerin davranışları, ruhlarıyla bazen uyumlu, bazen de uyumsuz olur.

Dışsal görüntüden, içsel özellikleri okuyabilme kuralı, aslında doğadaki herşey için geçerlidir. Yapmamız gereken yalnızca, nesnelere derinlemesine bakabilmektir. Bu yolla bir ağacı bile “okumanız” mümkündür. Ağaç üzerinde bulunan meyve veya çiçekler, o ağacın ne tür bir müzik yaydığını ve nasıl bir ruh yapısına sahip olduğunu gösterir.

Görüleceği gibi, insanların hâl ve hareketlerinden, onların dostunuz mu, yoksa düşmanınız mı olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Bunun için, bu kişinin yaydığı müziği, “gönül kulağınızla” dinlemeniz yeterlidir.  İnsanları çekici ya da itici kılan, yaydıkları bu kesintisiz müzikal tınıdır. Kişilerin aynası sayılan bu “kişilik müziği”, onların tüm benliğini ortaya koyar.

Çağlar boyunca yaşamış olan kutsal insanların ”üstün” kişilikleri, varlıklarını evrensel müzik ile birleştirebilmeleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu yolla, en büyük düşmanlarının bile sevgisini kazanmayı bilmişlerdir. Ancak bu, sadece kutsal insanlara özgü bir nitelik değildir. Aslında her insan, evrenin müziğiyle bir olmak ve onunla uyum gösterebilmek gücüne sahiptir. Çünkü hepsinin içinde, aynı “evrensel öz” mevcuttur. İnsanların uyumlu ve güzel olan şeylere kalpleri ne kadar açıksa, yani, içlerindeki o parlak ışığın üzerini ne kadar çok açabilirlerse, hayatları da o denli mutlu geçer.  Mutlu insan, her an yeni dostlar edinmeye hazır olan bir kişidir. Onun hayata bakış açısı arkadaşçadır. Ayrıca sadece insanlara karşı böyle davranmaz, nesnelere ve olaylara da dostça yaklaşır.  Söz konusu biçimde kurulan dostluk köprüleriyle insanlar, ufuklarını genişletir ve zihinlerini saran duvarları yıkabilirler. İnsanlarla kurulan dostluklar, yani duvarların yıkılıp, özlerin buluşması, çoğalmayı, “birliği” getirir ve bu yolla “ulaşılamaz” olanla bütünleşme de kolaylaşır. Ulaşılamaz olanla gerçekleştirilecek bir bütünleşme, âlemlerin müziğini dinlemek ve ona katılmak anlamına gelir. Kişi bu ruhsal durumu, doğanın güzelliğinde, çiçeklerin renklerinde ya da günlük hayatında karşılaştığı her olayda tecrübe edebilir. Bu türlü davranış içine giren bir kimse, düşünceye daldığı yalnızlık anlarında, daima içinde o sihirli müziği duyar.

Derleyen: Erol Yurderi

Kaynak:

Sufî Inayat Khan

Müzik   (İnsan ve Evren arasındaki köprü)

Arıtan Yayınevi

 

Reklamlar

11/04/2008 Posted by | - Kişilik Müziği, ÇEŞİTLİ YAZILAR | , , | Yorum bırakın

YOGA VE ÇİN TIBBI

Yoganın kökeni 5000 yıl öncesine kadar gitmektedir. M.Ö.3’üncü yüzyılda yaşamış olan Patanjali, Hindistanda, eski çağlardan beri nesilden nesile aktarılan yoga felsefesini toplayarak düzenlemiştir. Patanjali, Yoga Sutra’larında yoganın birçok yönüne, ruhsal disiplinine ve meditasyon tekniklerine açıklık getirmiş ve bu teknikleri uygulayan insanın sağlık içinde olacağını, Tanrı’yla birliğe ve mutluluğa ulaşacağını söylemiştir.

                           

Budizm’in Çin’de yayılmasıyla birlikte Çinliler, Hint kaynaklı bu “özel bilgi”lerden oldukça etkilenerek, bunları kendi yerel yöntemleri olan T’ai Chi, Chi Gong, ile harmanlamışlardır. Dolayısıyla bütün bu terapiler ortak bir noktada birleşirler. Hedefleri ruh, zihin ve beden arasındaki dengeyi sağlayarak sağlıklı bir insan yaratmaktır. Bunun için enerjinin chakra’larda, bunlara bağlı organlarda ve kanda doğal olarak akması gerekmektedir. Dolayısıyla buna yönelik çalışmalar yapılır. Tabii bu sistemler arasında bazı farklılıklar da yok değildir.

 

Çinde ortaya çıkmış bir başka terapi de Akupunktur’dur. Akupunktur, vücutta hastalanmış olan organları ve chakra’lardaki belli başlı tıkanmaları açarak enerjinin normal akışını sağlamak için bir iyileştirici çalışma yapar. Yoga ise, bu hastalıkların ve tıkanmaların önceden oluşmasını önlemeye yönelik bir çalışma yapar. Belirli yoga duruşları (asanalar) ile chakra’lar açık tutularak Prana’nın (Chi) enerjisinin akışına izin verilir.

 

Yoga’da dalak chakra’sı (2.nci chakra) böbrekle ilintilidir. Bu chakra böbrek üstü bezlerini kontrol eder. Belirli yoga duruşları bu bölge üzerinde etkilidir. Çin tıbbında ise böbrekler, yin ve yang’ın kökenidir. Örneğin arkaya doğru gerinmeler, vücutta yang enerjisini harekete geçirip bedene sıcaklık ve enerji verirken, öne doğru eğilişler yin enerjisini harekete geçirerek bedende ve zihinde bir rahatlık sağlar. Dolayısıyla, kendinizi yorgun hissettiğinizde arkaya doğru gerinmelerle enerji kazanabilir, uykusuzluk çektiğinizde ise öne doğru eğilmelerle  gevşeme sağlayabilirsiniz. Bunun gibi  Yoga ve Çin tıbbı arasında daha birçok  ortak nokta sayabiliriz.

 

Günümüz dünyasındaki hızlı yaşam tarzının, yanlış beslenme alışkanlıklarının, ve çevre kirliliğinin, insandaki bir sürü rahatsızlığın sebebi olduğunu biliyoruz. Fakat sağlığımızı korumak ve enerjimizi dengede tutmak için ne yapıyoruz? Gereken önlemi alıyor muyuz?

 

Erol Yurderi

 

11/04/2008 Posted by | -Yoga ve Çin tıbbı, YOGA | , , , | Yorum bırakın