BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

YOGA NEDİR?

yoga_resim.jpg

Sağlıklı mısınız? Ruh, zihin ve beden dengeniz yerinde mi? Cevap evet ise, mutlu olmanız gerekir. Fakat, kaç kişi, bu sorulara sınırlamaksızın, gerçekten evet cevabını verebilir? İnsanın, günümüzde doğadan uzaklaşıp kendini kente hapsettiğini hepimiz biliyoruz. Ayrıca içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartlar onu giderek artan bedensel ve zihinsel gerginliklerle de karşı karşıya bırakır. Bu gerginlikler bir müddet sonra insanın, ruhsal, zihinsel ve bedensel faaliyetlerini de etkilemeye başlar. Bunun sonucu kişide zihinsel bulanıklık, sinirlilik, psikosomatik rahatsızlıklar, bedensel çöküntüler, başarısızlık, güvensizlik, çevre ile uyumsuzluk ve daha birçok durumlar ortaya çıkar. Zamanla insan yaşama sevincini kaybeder ve mutsuz bir kişi olur. Stresin yarattığı bu durumdan kurtulmak ve rahatlamak için alkole, sigaraya, uyuşturucu maddelere ve uyku ilaçlarına başvurur. Onların vereceği geçici rahatlıkla avunmaya çalışır. Bu yanlış davranış kişiyi daha da çok yıpratır.

Peki insan, sinir sistemini bu gerginliklerden nasıl temizleyecektir? Kaybettiği sağlığını ve mutluluğunu nasıl geri getirecektir? Bunun için izlemesi gereken yol nedir? Bu soruların cevabını bir doğu felsefesi olan YOGA bize anlatmaktadır.

Yoga Nedir?

Yoga, binlerce yıl önce Hindistan’da ortaya çıkmış bir felsefe, bir yaşam bilimidir. Yoga sözcüğü Sanskritçe “birleştirmek veya bütünleşmek” anlamına gelir. Bu felsefeyi uygulayan kişiye de “Yogi” denir. Yoga, bedeni, zihni ve ruhu tamamen eğiten, huzur veren ve kişinin kendini tanımasını sağlayan, dünyadaki en eski kişisel gelişim metodudur.

Yoga’nın mevcudiyetine ilişkin en eski arkeolojik bulgular, M.Ö. 3000 yıllarına kadar gider. İndus vadisinde yapılan kazılarda ortaya çıkartılan bazı taş mühürlerde yoga duruşlarını gösteren figürlere rastlanmıştır. Yoga’dan ilk kez, M.Ö. 2500 yıllarına ait kutsal yazılar olan Veda’larda bahsedilmektedir. Ancak Veda’ların son kısımlarını oluşturan Upanişad’lar Yoga öğretisinin ve Vedanta felsefesinin temellerini oluşturmaktadır. Vedanta’nın ana fikri şu şekilde belirtilir: Bir tek mutlak gerçek ve bilinç vardır; o da bütün evrenin temeli olan Brahman’dır. (Tanrı’dır)

Yoga insana kendi benliğini tanımasını, dengede tutmasını öğretir.Yaşam daha derinlemesine yaşanır. Çektiğimiz anlamsız acılar, Yoga sayesinde yerini evrensel uyuma bırakır. Yogayla uğraşan insan, kendi “özünün” farkındalığını yaşar. Ve kendini evrendeki her şeye çok daha yakın hisseder. Canlı, cansız her şeye daha derin bir sevgi duyar. Onlarla bütünleşir. Yoga, mutlu ve aydınlık bir insan olmanın yöntemidir. Yoga bir din değildir. İnsanları fiziksel, zihinsel ve ruhsal disiplin yoluyla mutluluğa, başarıya ve “aydınlanma”ya ulaştırmayı amaçlayan bir felsefedir.

Yoga, uzun süreli eğitim gerektiren bir yoldur. Ancak bir yol göstericinin (Yogi’nin) rehberliğinde öğrenilir. M.Ö. 3. yüzyılda yaşamış olan Patanjali, Yoga Sutra’larında, Yoga’nın 8 basamaktan oluştuğunu söyler. Bunlar:

1.Yama – Ahlaksal kurallara uymayı öğretir. Şiddeti, hırsızlığı, açgözlülüğü, kişinin kendi nefsine hakim olamayışını yasaklar

2. Niyama – Öz disiplini öğretir. Saflığı, sadeliği ve çalışmayı hedefler.

3. Asana – Belirli pozisyonlardaki vücut egzersizleridir.

4. Pranayama – Belirli ritmlerde nefes alıp vermeyi öğretir.

5. Pratyahara – Duyguları kontrol etmeyi sağlar.

6. Dharana – Belli bir fikir üzerinde konsantre olmayı öğretir.

7. Dhayana – Meditasyon. Düşünce.

8.Samadhi – Meditasyonun ulaşacağı son hedef olup; beden ve duyular dinlenirken, aklın ve ruhun uyanık kalması. Üstün bilince erişme halidir.

Yoga’nın birçok türleri vardır. Fakat bunlar içinde en çok bilinenleri Hatha Yoga ve Raja Yoga’dır. Hatha Yoga uygulamaları kişiyi Raja Yoga’ya hazırlar.

Hatha Yoga:

Batı dünyasının en çok bildiği Yoga türüdür. Hatha Yoga’nın temel özelliği beden yoluyla zihni etkilemektir. Hatha Yoga üç ana bölümden oluşur. Bunlar Asanalar (Duruşlar), Pranayama (Nefes egzersizleri) ve Savasana (Gevşeme). Duruş, nefes alıp verme ve yoğunlaşma (konsantrasyon) üzerine kurulmuş olan Hatha Yoga öğretisi, bedenle zihnin birlikteliğini, bütünselliğini içerir. Hatha Yoga’nın hareketleri dikkatli ve bilinçli bir biçimde uygulandığı zaman, insana pek çok yarar sağlar. Omurga ve eklemler esnek kalır. Özellikle romatizma, kireçlenme, sindirim bozuklukları, damar sertliği, dolaşım bozuklukları gibi çağdaş hastalıklar önlenir. Doğru ve düzenli alıp verilen nefesler bizi nefes darlığından, astımdan korur. Kan dolaşımı normale döner. Ayrıca beyin ve sinir sistemi olumlu olarak etkilenir. Gevşeme egzersizi ise, hareket ve nefes çalışmalarından sonra yapılır. Kaslar gevşek bırakıldığı zaman, zihin de rahatlar. Kişi tam bir huzur ve sükunete kavuşur. Gevşeme uykusuzluğun, sinirsel rahatsızlığın, yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesinde çok etkili bir metoddur. Batı dünyasında yapılan birçok tıp araştırmaları, yoga egzersizlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini doğrulamıştır. Ayrıca yoga, bugün bir psikoterapi aracı olarak da kullanılmaktadır.

Raja Yoga:

Yoga türleri içinde en seçkin olanıdır. Hatha Yoga uygulamaları kişiyi Raja Yoga’ya hazırlar. Çünkü Hatha Yoga, bedene ruhun egemenliğinin kurulması, kontrolun sağlanması ve böylece daha üstün bilinç merkezlerine ulaşılması için bir araçtır. Raja Yoga bu hazırlıktan sonra insanın “Gerçek Varlığını” ben’ini, ruhunu tanıması ve onu zihin ve beden üzerinde egemen kılmasını amaçlar. Raja Yoga, içimizdeki Tanrısal gücü tanımamızı ve onun içimizdeki ve dışımızdaki dünyaya efendilik etmesini sağlar.

Hazırlayan:Erol Yurderi

Yoga Öğretmeni

E-Mail: eyurderi@yahoo.com

Reklamlar

28/06/2007 Posted by | - Yoga Nedir?, YOGA | 2 Yorum

REFLEKSOLOJİ

reflexology1.jpg

Refleksoloji, muhtemelen eski Çin’de akupunkturun geliştiği zamanlarda doğdu. Batı’da bu yüzyılın başına kadar hiç bilinmiyordu. Zamanımızda bir Amerikalı kulak-burun-boğaz doktoru olan Dr.William H. Fitzgerald tarafından yeniden keşfedilmiştir. Fitzgerald, bedeni, ayakta bulunan bazı basınç noktalarını kullanarak tedavi etme ihtimali üzerinde durdu. M.Ö 3000 yıllarında Çinlilerin yaptığı gibi buna “Bölge Terapisi” adını verdi ve bunu akupunkturla beraber kullandı. O, vücudun bazı bölgelerine sıkıca bastırarak veya masaj yaparak oldukça uzakta olan diğer bölgelerinde etki oluşturabileceğini keşfetti. Meslektaşı olan Doktor E. Bowers ise, 1916′da Doktor Fitzgerald tarafından ileri sürülen bu tedaviyi herkese anlatmış ve beraber yaptıkları bazı buluşları 1917 yılında “Bölgesel Terapi” adında bir kitapta toplamıştır.

Doktor Fitzgerald çeşitli kurslar düzenlemiş ve bu teknikleri, uygulamayla ilgilenen kişilere öğretmiştir. Fitzgerald’ın öğrettiklerini 1930′larda geliştirip yalnızca ayak bölgesinde yoğunlaştıran ise, yine bir Amerikalı olan, masöz Eunice Ingham’dır. Yıllarını bu metodun nasıl işe yaradığını anlamaya çalışarak geçiren ve kendine özgü bir masaj tekniği geliştiren Eunice Ingham’a, haklı olarak modern ayak refleksolojisinin annesi de denir. O, ayağı inceleyerek -ayakta hassas bir nokta bulduğunda bu noktayı vücut anatomisi ile eşleştirerek- çok dikkatli bir şekilde ayaktaki alanların vücut organlarıyla olan ilişkisinin haritasını çıkartmıştır. Sonunda ayaklar üzerinde tüm vücudun haritasını oluşturdu. Çalışmaları o kadar başarılı oldu ki, ünü yayıldı ve günümüzde ayak refleksolojisinin kurucusu olarak tanındı. Bugün İngiltere, Belçika ve Fransa’da refleksoloji eğitimi veren okullar kurulmuştur. Bir çok refleksolog, aynı zamanda doğal tedavi şekilleri olan osteopati, homeopati ve kiropratik ile de ilgilidirler.

Refleksoloji nedir?

refleksoloji2.jpg

Tıbbi sözlüklere göre “refleks” kelimesi dış etkilere bağlı olmak üzere istemsiz kas kasılması olarak tanımlanır. Ancak “refleks” kelimesi, bu terapinin içeriğinde, bütün organizmanın, kafanın, boynun ve gövdenin küçük bir ekran gibi görülen ayakta yansıması olarak ele alınır. Refleksoloji, ayaklarda, bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarına, el ve parmaklarla uygulanan bir baskı tekniğidir. Bu yöntemle bedenin kendi kendini tedavi etme mekanizması harekete geçirilir ve bedende fizyolojik bir rahatlama sağlanır.

Günümüzde hastalıkların büyük bir çoğunluğu strese bağlıdır. Hastalık kişinin düşünce ve davranışlarının direkt sonucudur. Korku, üzüntü, endişe ve benzeri olumsuz duygu ve düşünceler bedende dengesizlikler yaratır. Dengesini yitirmiş beden verimli çalışamamaktadır. İnsan bedeninin verimli çalışması için enerji akımının kesintisiz olması gereklidir. İşte refleksoloji’de ayak noktalarına uygulanan basınçla, o noktalarla bağlantılı olan çeşitli guddeler, organlar ve hücrelerde ve sonuçta tüm bedende, serbest enerji akışı sağlanılır.

Nasıl Uygulanır?

reflexso3.jpg

Hastadan rahat bir yatağa ayakları çıplak olarak yatması istenir. Refleksolog, onlara yavaşça dokunur ve deri altında derinde bulunan kristal ve taşımsı maddelerin yerini saptayarak, hangi organın hastalık tarafından etkilendiğini teşhis eder. Bir refeksolog, ayağı, kristalleri bulana kadar, aynen kör bir insanın Braille okuması gibi okur. Onların üzerine bastırdıkça, hasta bastırılan bölgede, bedenin bu organda temsil edilen bölgesinde ve bazen her ikisinde de acı hisseder. Tedavi, başparmak ya da başka bir parmağın kenarıyla basınç uygulanarak saat yönünde döndürülmesinden oluşur. Bu basınç genellikle oldukça derindir, ama acı verici olmak zorunda değildir. Her seans 10 dakikadan 30 dakikaya kadar sürer ve birkaç seansa ihtiyaç olabilir. Bir veya bir kaç tedavi seansından sonra belli refleks noktalarındaki acılar, yavaş yavaş, -vücudun kendi iyileştirme kuvvetleri fizyolojik dengesizliği giderdikçe- ortadan kalkar. Hatta sık şikayetler bir tek seanstan sonra da ortadan kalkabilir. Hastanın tedaviye tepkisi farklıdır. Bazı hastalar kendilerini duygusal olarak bitkin, bazıları da güçlenmiş hissederler.

Refleksoloji uygulayan kişi, anatomi ve fizyoloji bilgisine sahip olmalıdır Ayrıca hastalıkları da tanımalıdır. Reflekslere verilen tepkileri yorumlamak ciddi bir eğitim ve uzmanlaşma gerektirir.

Ne için kullanılır?

Refleksoloji, akupunktur gibi fonksiyonel hastalıklarda başarılıdır. Bir enfeksiyonu iyileştirmesi olası değildir ve fıtık, bağırsak düğümlenmesi veya kırık bacak gibi yapısal bozukluklar için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Zihinsel ve bedensel stresi azalttığı bilinmektedir. Son derece rahatlatıcı olabilir. Kas gerginliğini azaltır ve bu sayede lenf ve kan dolaşımını yükseltir. Bedenden toksinlerin atılmasını sağlar ve böylelikle vücudun içindeki şifa gücünü harekete geçirir. Refleksologlar, kabız, astım, stres halleri, mesane hastalıkları, başağrılarında, böbrek ve safra taşları gibi çarpıcı durumlarda iyi sonuç alırlar. Özellikle migrende refleksoloji ile iyi sonuç alınabilir ve sinir problemleri de kolayca halledilir.

Derleyen: Erol Yurderi

 

28/06/2007 Posted by | - Refleksoloji, ALTERNATİF TERAPİLER | 1 Yorum

KRİSTAL TERAPİ

kristal_3.gif

Alternatif tedavi yöntemlerine duyulan ilgi, her geçen gün artıyor. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişi şifa bulmak için doğadan bir umut ışığı bekliyor. Bunlardan biri de değerli taşlarla yapılan tedavi’dir. Birçok eski kültürde kristaller ve değerli taşların güçleriyle ilgili bilgilere rastlayabiliriz. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu tedavi metodu bugün yeniden gün ışığına çıkarılmış ve çağdaş bir tarzda insanlığın hizmetine sunulmuştur.

Değerli taşların oluşumu

Tüm değerli taşların kökeni, yeryüzü çekirdeğinin sürekli hareket halindeki ve daima dış yüzeye ulaşmaya çalışan erimiş magmasına dayanır. Bu kızgın kütlenin sadece küçük bir kısmı volkanik faaliyet ve lav akışı meydana getirir ve magma, çoğunlukla gezegenin alt tabakasındaki yeraltı çatlaklarına akar. Bu erimiş kaya ve mineraller kütlesine, kaynayan sular, buhar ve gazlar da eşlik eder. Bunlar soğurken bu yarıklarda biriken birçok mineralle birleşerek, kristalleri ve değerli taşları meydana getirirler. Oluşum ve gelişimlerini milyonlarca yılda tamamlayan bu değerli taşlar, sürekli olarak içlerine, güçlü elektromanyetik enerji de depolarlar. İşte insanları şifalandıran şey, taşların içindeki mineral yapılarıyla birleşmiş olan bu elektromanyetik güçtür.

Kuvars Kristalleri

kristal_11.gif

Taşlarla terapide kuvars kristallerinin yeri çok büyüktür. Birçok kişi, tüm kaya kristallerinin aynı kuvars türü olmaları nedeniyle, büyüklükleri, renkleri ya da biçimleri ne olursa olsun, hemen hemen aynı tarzda iş göreceklerini varsayar. Bu varsayım yanlıştır. Halbuki her bir kristal ayrı kimliğe ve niteliğe sahiptir ve bireysel olarak iş görür. Her bir kristalin kendine ait bir notası ya da sesi vardır. Herhangi bir kişi kristal seçerken, bu işitilmez nota vasıtasıyla belirli bir kristale doğru çekilir.

Kristaller, erkek ve dişi olarak ikiye ayrılır. En dikkati çeken kristal pozitif ya da erkek olanıdır. Çünkü bunların görünüşleri çok berraktır ve yoğun enerji yayarlar. Bu da onları, doğal şifa alanında etkili kılar.

Erkek kuvars kristal, berrak oluşu nedeniyle, zihinsel karışıklık ve karamsarlık yaşayan kişiler üzerinde, olumlu bir etki yapar. Ayrıca insan üzerinde uyarıcı, eyleme geçirici bir etki de yapar. Onun için bu tür pozitif ya da erkek kristaller, dürtü ya da eylemin gerekli olduğu, özellikle fiziksel yorgunluğun ve zihinsel karışıklığın sorun olduğu durumlarda yararlıdır.

Dişi kuvars kristal ise, donuk (saydam olmayan) bir yapıya sahiptir. Güzel bir görünüme sahip olmamasına rağmen benzersiz özelliklere sahiptir. Herhangi bir kişi, aşırı zihinsel, duygusal ya da fiziksel faaliyetin sonucu migren gibi aşırı bir başağrısı çekiyorsa, bir dişi negatif kristal, böyle bir gerilimi azaltmaya yardımcı olur.

Bir de salkım şeklinde kaya kuvars kristalleri vardır. Bunların çoğu, erkek ve dişi kristallerin bir karışımıdır. Tamamen erkek enerjisine sahip salkımlar ise çok etkili güç alanlarına sahiptirler. Şifacılar için güçlü destekleyici enerji yayarlar. Öte yandan, tamamen dişi enerjiye sahip salkımlar ise, vizyon görme ve sezgi yeteneklerini geliştirmek için kullanılabilir. Bu tür salkım oluşumlar çok güçlü elektromanyetik enerji üreteçleridir. Çevrelerinde bulunan herhangi bir kişinin enerji alanını güçlendirirler.

Ametist (mor renkli) kuvars kristalleri ise, son derece güzel ve güçlü enerji yayan kristallerdir. Bu tür salkımlar tedavi odasına yerleştirildiklerinde, güçlü, arındırıcı bir enerji yayarak, hem şifacıyı hem de hastayı uyarırlar. Eğer tahriş edici bir cilt hastalığından rahatsızlık duyuyorsanız, hasta bölgenin üzerine, sivri ucu aşağı gelecek şekilde bir ametist salkımı yerleştirin. Çok geçmeden büyük bir rahatlama duyacaksınız.

Bir Kristali Arındırma

Gereksiniminize uygun bir kaya kristalini seçtikten sonra, onu herhangi bir amaçla kullanmadan önce, belirli hazırlık aşamalarından geçirmeniz gerekir. İlk olarak kristalin fiziksel olarak temizlenip arındırılmasıdır. Kristaller ilk kazılıp çıkarıldıklarında üzerlerinde çeşitli mineral madde şekillerinden oluşan bir kabuk bulunur. Bu kabuğun giderilmesi için kristal, oksalik asit banyosuna yatırılır. Bu işlemden sonra kristallere birçok kişi tarafından dokunulur ve her bir kişi de bu kristal üzerinde kendi zihinsel ya da duygusal tesirlerini bırakır. İkinci olarak oksalit asit artıklarıyla birlikte, istenmeyen titreşimleri yok etmek için, kristal birkaç gün boyunca doğal deniz tuzunun içinde tutulur. Kristal, deniz tuzu yatağından parlak ve temiz bir biçimde çıkar. Üçüncü işlem ise, kristalin soğuk ve temiz bir suda durulanmasıdır. Artık bu andan itibaren diğer insanların kristalinizi ellemelerine izin vermeyin.

Kristali Faaliyete Geçirme

Eğer kristalinizden, bu güç kaynağından yararlanmak istiyorsanız sonra onu düşüncelerinizle, duygularınızla yüklemelisiniz (şarj etmelisiniz) Beş dakika boyunca ona sevgi düşüncesi projekte edin. Ayrıca kristalinizi evrensel amaca adayın. Bunun için şöyle diyebilirsiniz. “Bu kristali evrensel amaca adıyorum. Bu andan itibaren, onun enerjilerini tüm canlılara yararlı olabilmek için kullanmaya söz veriyorum. Çünkü ben Yaratıcı Kaynak ile Bir’im; bundan dolayı tüm yaşam formlarıyla da Bir’im. Şimdi bu kristalin içindeki yaşam enerjisini, evrensel amaca hizmette kullanılabilmesi için faaliyete geçiriyorum.” Temizlenmiş ve şarj edilmiş olan kristalinizi, çeşitli ruhsal nedenlerden dolayı dengesiz çalışan veya tıkalı olan şakraları açmak için kullanabilirsiniz.


Derleyen: Erol Yurderi

 

28/06/2007 Posted by | - Kristal Terapi, ALTERNATİF TERAPİLER | Yorum bırakın