BİLGELİKYOLU

Sevgiye ve Bilgiye sınır yoktur

SEVGİ ELİNİ ÖNCE SİZ UZATIN

el-uzatmak

“Kendinizi haklı görüvermek, her zaman kolaydır gerçekten. Haklı olmadığınızı düşünüp, karşınızdakine hak vermek, önemli olsun sizce. Sevecekseniz gerçekten, başta hak vermesini biliniz.”

(Rehber Varlık )

Pek çoğumuz bir tartışma, yanlış anlama, veya yetiştirilme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanan küçük kırgınlıklara dört elle sarılırız. Kırıldığımız kişi bir dost veya akraba olsun, inatla onun bize el uzatmasını bekler, onu bağışlamak ve eski ilişkiyi tekrar, başlatmak için bunun tek yol olduğuna inanırız.

Sağlığı pek de iyi olmayan bir hanım dostum yakınlarda bana oğluyla üç yıldan beri konuşmadığını söyledi. “Neden?” diye sordum. Bana geliniyle ilgili bir konuda ters düştüklerini ve önce oğlu aramadıkça, onunla bir daha hiç konuşmayacağını söyledi. Ona kendinin el uzatmasını önerince önce itiraz etti ve “Bunu yapamam, çünkü onun özür dilemesi gerekir” dedi. Kadın biricik oğluna elini uzatmadan nededeyse ölmeye bile hazırdı. Biraz tatlı dil döküp onu ikna ettikten sonra telefon açmayı kabul etti. Sonuçta oğlu annesi onu aradığı için büyük minnet duydu ve kendiliğinden özür diledi. Hep olduğu gibi, taraflardan biri bir fırsat bulup dostluk elini uzatırsa, bundan herkes kazançlı çıkar.

Ne zaman öfkemize saplanıp kalsak “ufak şeyleri” kafamızda kurup, gerçekten “büyük mesele” haline getiririz.

Sanki haklı oluşumuz mutluluğumuzdan da önemliymiş gibi görünür. Oysa, hiç öyle değildir. Eğer daha huzurlu bir insan olmak istiyorsanız şunu anlamanız gerekir ki, haklı olmak hemen hiçbir zaman kendinizi mutlu etmekten daha önemli değildir. Mutluluğun yolu yargıları bir yana atıp, sevgi elini uzatmaktır. Bırakan, başkaları haklı oluversin. Bu sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Her şey yoluna girecektir. Siz işin ucunu bırakmanın keyfini yaşayacaksınız. Elinizi uzatıp, haklılığı başkalarına bıraktığınız zaman onlar da size karşı daha az savungan ve daha çok sevecen olurlar. Çoğu kez onlar da size el uzatırlar. Ama eğer bu gerçekleşmezse, hiç dert etmeyin. Daha çok sevgi olan bir dünya yaratmak için size düşeni yapmanın huzuru yeter.

Kaynak: Ufak Şeyleri Dert etmeyin

Dr. Richard Carlson

Alkım Yayınları, İstanbul, 2006

 

17/02/2009 Yazan: yurderi | - Sevgi elini önce siz uzatın, ÇEŞİTLİ YAZILAR | , | Henüz Yorum Yok

BENCİLLİK

bencillik

Sevgi birliğe, bencillik yalnızlığa götürür.” (W. Shakespeare)

İnsanın yalnız çıkarlarını düşünerek maddi ve manevi kazançlar sağlamaya çalışması bencillik olarak tanımlanabilir. Yani bu, nefsani isteklerin bağımlılığına girmek ve bunları kendi hırsını tatmin için kullanmaktır. Bu durum yalancılık, hırsızlık, ikiyüzlülük, kıskançlık, cimrilik, vs. Bir sürü olumsuz davranışın oluşumuna yol açar. Aslında buna neden olarak insanın nefsani bir varlık oluşunu gösterebiliriz.

Ruh varlığının maddeyle olan ilişkisinden doğan nefsaniyetin kontrol edilmesi gerekir. Egomuz ve bencilliğimiz en kapsamlı nefsani davranışlarımız olduğu için de üzerinde durulması ve kontrol edilmesi gereken davranışlardır. 

Günlük yaşamda bile, kullanılan birçok kelimeden bunların yaşamlarımızı nasıl çepeçevre sardığını, “Ben..” lerin içinde nasıl da kaybolup gittiğimizi görebiliriz. Yeter ki kendimize bakmasını ve görmesini bilelim.

“ Ben enayi miyim ki bunca şeyi katlanıyorum? Sabah akşam çalış dur. Hep ver, hep ver ama bize veren yok.” demişizdir hepimiz. Ya da uğrunda çok fedakârlık yaptığı bir arkadaşı tarafından terk edilen birisi; “ Bunu bana nasıl yapar? Ben ona her şeyimi vermiştim.” diye şikayet edebilir. Ama hep bir şeyler almak için mi veririz? İşimizde ya da sevgi yaşamımızda hep bir karşılık mı beklememiz gerekir? Sürekli bize mi verilmesini bekliyoruz? Bize verilecek, biz de sadece alacağız? Bu bir ticaretten başka bir şey değildir.

“Ben kendi hayatımı yaşamak zorundayım…” Bizler sadece kendimize karşı mı sorumlu olduğumuzu sanıyoruz? Oysa, insanların birbirleriyle kaynaştığı koskoca bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla her birimiz hepimize karşı sorumluyuz. Her birimiz aynı okulu paylaşan öğrencileriz. Hiç kimse diğerinden pek farklı değil. Aramızdaki ayrılıkları yaratan; “Benim anlayışım, benim görüşüm” şeklindeki bireyselliğimiz yani bencilliğimiz, sadece kendimizi düşünmemizden doğan davranışlarımızdır. Verici olmayı bilemeyişimizden kaynaklanan davranışlarımız…

Onun için hiç kimse diğerinden memnun değil. O nedenle insanlar saygısızlıktan, sevgisizlikten ve güvensizlikten şikayet eder durumda. Aslında gerçek olan bir şey varsa o da herkesin çevresiyle ilgineliyormuş gibi görünse de kendi içinde, kendi dünyasının merkezinde yaşıyor olmasıdır.

Oysa vermek, verici olmak, paylaşmasını bilmek yapmamız gereken, içimizde açığa çıkarmamız gereken en önemli insancıl nitelikerimizdir. Bunlar dışımıza taşmazsa, diğer insanlarla olan davranışlarımıza etki etmezse, hep bir şeylerin eksikliğini hissedeceğiz. Halil Cibran’ın belirttiği gibi “Sarnıcınız su ile dolu olduğu halde susuzluktan korkmak, en tatmin edilmez susuzluk değil mi?”

Kaynak: internet (bilinmiyor)

 

14/02/2009 Yazan: yurderi | - Bencillik, ÇEŞİTLİ YAZILAR | , | Henüz Yorum Yok